🎰 Maide 44 Tefsiri Ibni Kesir

Bölümü Mustafa el-Bab’ı 0.100 de bulunan Muhyiddin Arabi (r.a.) Tefsir-i Kebir’inin Tercümesidir. KİTSAN KİTAP Basın Yayın Dağıtım San. ve Tic. Ltd. Şti. Tel. 0212 513 67 69 Faks: 0212 511 51 44 www.kitsan.com 3. Meryem oğlu İsa: “Allahım!.. Rabbimiz!.. Bizim üzerimize sema’dan bir maide / sofra inzal et de bizim için İbnKesir Tefsiri (12 Cilt Takım- Tam Metin ), Polen Yayınları. Hayat Sana Gelir. Ücretsiz Kargo. 4 Günde Kargo. En Ucuz. en_ucuz_magaza_ 7000. 2.005,00 TL. 9 dk önce güncellendi. İbniKesir Meali: Mâide Suresi 44. Ayet Meali, Mâide 44, 5:44 Doğrusu Tevrat´ı Biz indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendilerini Allah´a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla, Rabb´a kul olanlarla bilginler de Allah´ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Ve ona şahid idiler. İnsanlardan korkmayın da Ben´den korkun. Ve ayetlerimi az bir değerle DoğrusuAllah İsrailoğulları'ndan kesin söz aldı. Onlardan on iki temsilci gönderdik. Ve Allah, "Sizinle beraberim." dedi. Ant olsun eğer salatı ikame eder, zekatı verir, resullerime iman eder ve onlara yardımcı olur, böylece Allah'a iyi bir ödünç verirseniz, o zaman elbette kötülüklerinizi örterim, muhakkak içinden ırmaklar akan Cennetlere koyarım. LAL. Moderatör. 3 Şubat 2011. #1. Maide Suresi 44. ayetin Türkçe Meali, Mâide Sûresi 44. ayet anlamı açıklaması. İslamın sosyal hayata bakan yönlerini yanlış değerlendiren bazı kişiler, o yüce dinin bir kısım hüküm ve meselelerine sathi olarak baktıklarından hataya düşmekten kendilerini alamıyorlar. Açmış Cse2. 5-MÂİDE 44. Ayet إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُواْ مِن كِتَابِ اللّهِ وَكَانُواْ عَلَيْهِ شُهَدَاء فَلاَ تَخْشَوُاْ النَّاسَ وَاخْشَوْنِ وَلاَ تَشْتَرُواْ بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلاً وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَا أَنزَلَ اللّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ İnnâ enzelnât tevrâte fîhâ huden ve nûrnûrun, yahkumu bihân nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimâstuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâkalîlen ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûnkâfirûne. Bayraktar Bayraklı Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; onda yol gösterme ve nûr vardır. Teslim olmuş peygamberler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi; kendilerini Tanrı'ya vermiş zâhid ve âbidler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hüküm verirlerdi ve onu gözetleyip kollarlardı. “Ey Allah'ın kitabına tanık olanlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz ve benim âyetlerimi az bir paraya satmayınız! Kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kâfirler onlardır!” Edip Yüksel İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat’ı biz indirdik. Müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de ALLAH’ın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkı yüceltmeyin, beni yüceltin ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. ALLAH’ın indirdiği ile hüküm vermeyenler inkârcıdır. Erhan Aktaş Kuşkusuz, Biz, içinde doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat’ı indirdik. Nebiler onunla, teslim olan Yahudiler, rabbaniler1 ve ahbar2 için hükmediyorlardı. Onlar da Allah’ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin. Ve Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, nankörlerin ta kendileridir. 1- Rabb’e adanmış olanlar. 2- Din bilginleri. Muhammed Esed Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hüküm verirlerdi; eski din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, ey İsrailoğulları, insanlardan korku duymayın , yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin Çünkü Allahın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir! Mustafa İslamoğlu Şüphe yok ki, kendisinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. Hepsi de Allah'a teslim olmuş bulunan peygamberler, Yahudi olanlara onunla hükmetmişlerdi; Allah kelamından bir kısmı kendi korumalarına bırakıldığı için, Allah'a adanmış adamlar ve hahamlar da öyle yapmışlardı; hepsi de ona şahit idiler. O halde Ey Yahudileşen İsrailoğulları, gözünüzde büyüttüğünüz insanlardan korkmayın, Benden korkun! Ayetlerimi az bir menfaat karşılığı pazarlamayın! Zira Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridirler. Süleyman Ateş Gerçekten Tevrât'ı biz indirdik, onda yol gösterme ve nur vardır. İslâm olmuş peygamberler, onunla yahûdilere hüküm verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermiş zâhidler ve âlimler de "Allâh'ın Kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hüküm verirlerdi ve onu gözetip kollarlardı. Ey hakimler, insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim âyetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allâh'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kâfirler onlardır! Süleymaniye Vakfı İçinde doğru yola bir rehber ve nur olan Tevrat’ı biz indirdik. Allah’a teslim olmuş nebîler, Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Hocalar ve âlimler ise kendilerinden Allah’ın kitabını korumaları istenmesi sebebiyle onunla hükmederler ve ona şahit olurlardı. Siz, insanlardan korkmayın; benden korkun. Ayetlerimi geçici bir bedelle değişmeyin. Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, kâfir olanlardır. Yaşar Nuri Öztürk Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir. Ayetin Tefsiri MEAL Maide 44 44. Şüphe yok ki, kendisinde rehberlik ve ışık bulunan Tevrat'ı Biz indirdik. Hepsi de Allah'a teslim olmuş bulunan peygamberler, Yahudi olanlara onunla hükmetmişlerdi; Allah kelamından bir kısmı kendi korumalarına bırakıldığı için, Allah'a adanmış adamlar ve hahamlar da öyle yapmışlardı; hepsi de ona şahit idiler. O hâlde Ey Yahudileşen İsrailoğulları, gözünüzde büyüttüğünüz insanlardan korkmayın, Benden korkun! Ayetlerimi az bir menfaat karşılığı pazarlamayın! Zira Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridirler. 44. “Doğrusu Biz yol gösterici ve nûrlandırıcı olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabb'e kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahittiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, âyetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir.” TEFSİR Evet, bu âyetiyle de Rabbimiz yahudilerin hafife aldıkları, arkalarına attıkları, hayatlarından dışladıkları kitaplarını anlatıyor. Doğrusu Biz Mûsâ’ya içinde hidâyet ve nûr olan Tevrat’ı indirdik. Müslüman olan peygamberler yahudilere onunla hükmederlerdi. Yahudilere gelen tüm peygamberler Müslümandı ve onlara bu kitapla hükmederlerdi. Evet önceleri Müslüman olup da sonradan İslâm’dan çıkan kendilerine yahudi adını takan bu insanların kabul ettikleri Mûsâ ve öteki peygamberlerin tamamı Müslümandı. Kendilerini bu peygamberlere izafe eden bu yahudiler tarih içinde bu peygamberlerin yolundan ayrıldıktan sonra bu peygamberleri de kendilerine alet etmeye çalıştılar. Kendileri saptığı sapıttıkları gibi bu peygamberleri de saptırmaya çalıştılar. Kendileri Müslümanlıktan çıktıkları gibi bu peygamberleri de Müslümanlıktan çıkarmaya çalıştılar. Önceki peygamberlerine karşı böyle davranan bu adamlardan son elçiye karşı başkası beklenemez. Bu son elçi şu anda da onları aynı İslâm’a dâvet ediyordu. Üstelik onların inandıkları peygamberlerin hiçbirisini reddetmeden, onlarla arayı açmadan. Daha önce kendilerine gönderilen Müslüman elçiler ve Rabbaniyyûn ve Ahbâr olanlar, Rabbe kul olanlar, Allah taraftarı olanlar, Allah safında yer alanlar, Allah bilgisine sahip çıkanlar, Allah yasalarına, Allah davasına gönül verenler, âlimler, hikmet sahipleri takva ve teslimiyet sahipleri, samimi mü’minler de onlara o kitapla hükmettiler. Hepsi de Tevrat’ın değiştirilip tahrif edilmemesi için birer gözetleyici idiler. Onlar bu kitaba şahittiler. Bu kitabı tahriften, unutulup gitmekten, zayi olmaktan koruyabilmek için onlar sürekli Tevrat’ı okuyorlar, gündemde tutuyorlar, onunla amel ediyorlardı. Çünkü gündemden düşmüş, düşürülmüş, amel edilmeyen, uygulanmayan, kendisine başvurulmayan, hayatta geçerliliği olmayan bir kitabın korunması mümkün değildir. Böylece Rabbimizin bu beyanından Tevrat’ın zaman içinde niye tahrif edildiğini de anlamış oluyoruz. Anlıyoruz ki Rabbimiz Onun hükümlerinden, âyetlerinden bazılarının korunmasını yahudi âlimlerine bırakmıştı. Onların fâniliğiyle de tahrif gündeme geliverdi. Onlar insanlardan korktukları kadar Allah’tan korkmaz olunca bu kitabın korumasını bırakıp tahrif ediverdiler. İnsanlar hatırına onu bozuverdiler, gizleyiverdiler. İşte bunun içindir ki ey kullarım, insanlardan korkmayın, benden korkun. Unutmayın ki ben herkesten çok korkulmaya lâyıkım. Eğer korkacaksanız benden korkun. Benim hatırımı herkesin hatırından üstün tutun da âyetlerimi az bir menfaat karşılığında değiştirmeyin. Halbuki Rabbimiz şu elimizdeki Kur’an’ın korunmasını yine bu kitabın âyetlerinden öğreniyoruz ki bizzat kendi üzerine almıştır. İnsanlara bırakmamıştır bunu. Bakın Hicr sûresinde şöyle buyuruluyor “Doğrusu Kitabı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.” Hicr 9 Evet muhakkak ki zikri, Kur’an’ı, gündemi, hayat programını Biz indirdik, Onun koruyucusu da elbette Biziz. Onu Biz indirdik, koruyacak olan da elbette Biziz. Evet son elçisine gönderdiği bu kitabı, bu dini koruma işini Rabbimiz bizzat kendi üzerine almıştır. Yâni bu dinin, bu kitabın, bu peygamberin sahibi Allah’tır. Kıyamete kadar bu zikri, bu kitabı, bu peygamber yolunu koruyacak ve insanları bu kitap ve bu peygamber bilgisiyle şereflendirecektir Rabbimiz. Gerçekten bu, insanlık için en büyük bir lütuftur. Tüm dünya bu kitaba, bu dine ve bu Peygambere düşman kesilse de, bu dini, bu kitabı ve peygamberi ortadan kaldırmaya, ilga etmeye, bozmaya, saptırmaya, tahrif etmeye soyunsa da kimsenin asla buna gücü yetmeyecektir. Kimse bu kitabın bir tek harfini bile ortadan kaldıramayacak, değiştiremeyecektir. Kıyamete kadar bu Kur’an ve bu Kur’an’ın pratiği olan Rasulullah Efendimizin sünneti, örnek hayatı dimdik ayakta duracaktır. Ama burada önemli bir hususa dikkatlerinizi çekmek isterim. Şeytan ve taraftarları bu kitabı bozamayacaklarını anladıktan sonra insanların bu kitaba bakışlarını bozmaya yönelmişlerdir. Kitap dimdik ayakta olsa bile bugün Müslümanların kitaplarına karşı bakışları bozulmuştur. İşte şu anda Müslümanım diyen insanların kitaplarına bakışlarını, kitaplarıyla ilişkilerinin seviyesini biliyoruz. Evet insanlardan korkmayın, Benden korkun. Kim ki Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. Tefsirimizin başından beri yahudileşmeden söz etmemiz, yahudileşen israiloğullarından söz etmemizin nedenlerinden biri işte bu ayettir. Bu ayet o kullandığımız dili onaylayan bir ayettir. Ne diyor? Bu ayet tüm peygamberlerin Müslüman olduğunu söylüyordu. Gerçek musevilerin de müslüman olduklarını sonradan yahudileştiklerini söylüyor. Onun için Müslüman olan peygamberler Yahudi olanlara, yahudileşen israiloğullarına onunla hükmediyorlardı diyor. Yaptığımız o yorumları bu ayetler tamamen destekliyor. Burada şu soru gündeme geliyor Tevrat niçin tahrife uğradı da Kur'an tahrife uğramadı? İşte bu ayet bu sorunun cevabıdır. İşte şu ifade "Allah kelamından bir kısmı kendi korumalarına bırakıldığı için" ondan bir kısmının korunmasını Allah, Yahudi din adamlarına bıraktı. Oysaki Kur'an'ın korumasını Allah bizatihi üstlendi. İnne nahnu nezzelnez zikra ve İnne lehu lehâfizûn. Hicr\9 Zikri, Kuran'ı Biz indirdik elbette biz. Ve onu koruyacak olan da Biziz buyuruyor Allah. Ama Tevrat'ın bir kısmının korunması israiloğullarının din adamlarına verilmiştir. Ve onlar da kendilerine verilen bu emanete ihanet ederek korumamışlardır. Hepsi de ona şahit idiler. Bu ayet onu açıklıyor. Niçin koruyamadılar? İşte o niçinin cevabı da burada. Gözünüzde büyüttüğünüz insanlardan korkmayın, Benden korkun! İnsanlardan korktukları, Allah'tan korkmadıkları için vahyi korumadılar. İnsanlardan korkmak; aslında burada sadece bildiğimiz manada basit bir korku değil. İnsanların hatırını önde tutmak. İnsanların gözünden düşmekten korkmak. Allah'ın nazarında düşmekten korkmayıp da insanların nazarında düşmekten korkmak! Yani insanlar ne der'i Allah ne der'in önüne almak.. İşte budur burada söylenen. Ki bu ibare usûle değil esasa taalluk eder. Yani taktik değildir, stratejiktir. Korku insandaki bir Yok sayamazsınız. İnsanî bir şeydir. Korku sizi korku damarından yakalayarak birtakım tanrıların önünde secde ettirebilir. İşte Allah o damarın var olduğunu bildiği için, insanı tanıdığı için sizdeki korkuyu kendilerine kulluk yaptırmak için kullananların önüne geçerek korkunuzu terbiye ediyor. Ve diyor ki, eğer illede birinden korkacaksanız ki korkacaksınız o hâlde Benden korkun ki insanlar sizi korkutmasınlar. Benden korkun ki;korkunuzu sizi kendisine kul etmek isteyenler sizi kendisine kul etme yönünde istismar etmesinler. İşte bu manada Cenab-ı Hak;Benden korkun diyor. "Ayetlerimi az bir menfaat karşılığı pazarlamayın!" Elde edilecek değer, dünya hayatının tüm mülkü de olsa, gerçekte az sayılır... Böylelerinin, bir takım küçük çıkarlar, görev ve rütbeler, ya da dünyalıklar uğruna dini satıp göz göre göre cehennemi satın aldıkları düşünülürse kazançlarının ne değeri olabilir? Gerçekte, emanetçinin hıyanetinden, koruyucunun gevşekliğinden, şahidin gerçeği saptırmasından daha kötü ve iğrenç bir şey olamaz. Ne var ki, "din adamları" ünvanını taşıyan kimseler ihanet etmekte, işi ciddiye almamakta ve gerçekleri saptırmaktadırlar. Yöneticilerin isteklerine, Allah'ın kitabından kılıf bulmaya çalışmaktadırlar... "Zira Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridirler." Bu, son derece kesin bir hükümdür. ❬ Önceki Sonraki ❭ إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ ۚ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ ۚ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ İbni Kesir Doğrusu Tevrat´ı Biz indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendilerini Allah´a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla, Rabb´a kul olanlarla bilginler de Allah´ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Ve ona şahid idiler. İnsanlardan korkmayın da Ben´den korkun. Ve ayetlerimi az bir değerle değiştirmeyin. Kim de Allah´In indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafirlerin kendileridir. İslam’ın sosyal hayata bakan yönlerini yanlış deÄŸerlendiren bazı kiÅŸiler, o yüce dinin bir kısım hüküm ve meselelerine sathi olarak baktıklarından hataya düşmekten kendilerini alamıyorlar. Açmış oldukları bu yanlış çığıra baÅŸkalarını da sürüklediklerinden hata geniÅŸliyor, neticede zihinlerin karışmasına sebep oluyorlar. İşte bu meselelerden birisi de “Kim Allah’ın indirdiÄŸi hükümlerle hükmetmezse, iÅŸte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” Maide Sûresi, 44. mealindeki ayet-i kerimeden çıkarılan hükümdür. Bu ayetin mealinden hareket edenler, İlahi hükümleri tatbik etmeyen kiÅŸilerin “kâfir” olduklarını, dolayısıyla bunların Müslüman sayılmayacağını söylemektedirler. Gariptir ki, Maide Suresi 44. ayet-i kerime İslam’ın ilk yıllarında da tartışmaya konu teÅŸkil etmiÅŸ, Hariciye ve İbadiye gibi sapık mezhepler, günah iÅŸleyen Müslümanları küfürle itham etmiÅŸlerdir. Hatta Hariciler bu ayete dayanarak “Hakem Hadisesinden” dolayı Hz. Ali’yi tekfir etme cüretini bile göstermiÅŸlerdir. Halbuki ümmetin cumhuru, imam ve müçtehidleri, onların bu iddialarını çürütmüş ve bir Müslümanın günah iÅŸlemesiyle kâfir olmayacağını açıklamışlardır. et-Tefsirû’l-Kebir Maide Suresindeki bu ayetin tefsirinde “Camiu’l-Beyan” isimli 30 ciltlik tefsirin müellifi İmam Cerir et-Taberi, ayette geçen“küfr”ün İslam’dan çıkma manasında deÄŸil, Allah’ın nimetini inkâr, yani nankörlük manasında” olduÄŸunu ve bid’at ehli olan İbadiye grubunun bu ayeti, yönetimi elinde bulunduranların küfrüne delil gösterdiklerini izah eder ve ibni Abbas’tan şöyle bir rivayette bulunur “Kasden inkâr ederek Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kâfirlerdir. Allah’ın hükümlerini Kabul ettiÄŸi hâlde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur.” Nitekim, hemen bundan sonraki ayetlerde Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenlerin zalim ve fasıklar olduÄŸuna dikkat çekilmektedir. Aynı rivayeti İbni Abbas’tan İmam Nesefi de nakletmektedir. İmam Fahrüddin Razi de 32 ciltlik “Tefsir-i Kebir” isimli eserinde bu ayetin tefsirini yapmakta, Haricilerin bu husustaki görüşlerinin yanlış olduÄŸuna iÅŸaret ederek şöyle demektedir “Bir kimse Allah’ın hükümleriyle hükmetmezse dahi, kalbiyle o hükümlerin doÄŸruluÄŸuna inanırsa kâfir olmaz. Zira küfür, hak olan hükümleri kalbiyle inkâr ve lisanıyla reddetmektir . Fasık, kalbiyle tasdik ettiÄŸi için mü’mindir. İmanla beraber Allah’ın hükümlerinin aksi ile hüküm vermek diÄŸer günahlar kabilindendir. En doÄŸru olan görüş budur.” et-Tefsirü’l-Kebir, 126 Kadı Beyzavi ise Allah’ın hükümlerini inkâr edip onlara hakaret edenlerin kâfir olacaklarını açıklamaktadır.Tefsir-i Beydavi, 2295 İbni Kesir, bu ayetin Yahudiler hakkında nazil olduÄŸunu ifade ederken, İbni Kesir, 261. Osmanlı devletinin ÅŸeyhülislamlarından olan Ebu’s-Suud Efendi, ayette geçen hükmetmemeyi inkâr manasında almakta ve”Allah’ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkâr eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar.” demektedir.Tefsir-i Ebu’s-Suûd, 342. DiÄŸer çaÄŸdaÅŸ müfessirler de ayette geçen “hükmetmeyenler“ ifadesinin,”inkâr edenler,” yani “tasdik etmeyenler” manasına geldiÄŸini söylemektedirler. Konyalı Vehbi Efendi “EÄŸer ayetten maksat bu olmasa Kur’an’ın hilafında bir ÅŸey irtikap edenlerin iÅŸleyenlerin kâfir olmaları lazım gelirdi. Halbuki, hak olduÄŸuna imanla beraber hilafını irtikap küfür deÄŸildir ve olamaz.” der. “Çünkü, bilumum günahlar Kur’an’ın hilafıdır. Günahtan hali hiç günahı olmayan bir fert tasavvur olunamaz. EÄŸer her günahı irtikap eden kâfir olsa, alemde mü’min bulunmamak gerektir.” Hülasatü’l-Beyan,31231. Kaynak Sorularla islamiyetAyrıca aklına takılan sorular veya merak ettiklerin için Sözler Köşkü YouTube kanalımıza göz atabilirsin. Bazı Merak Edilen Sorular 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98

maide 44 tefsiri ibni kesir