🌔 Nazım Hikmet Içimde Kızıl Bir Gül Gibi

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman. hiçbir menzile erişemeyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle. Ve onlar. ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler. başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi. ufacık kısacıktılar. Hangi Nazım Hikmet Şiirinde Kendini Bulursun? Favorilerinize Ekleyin. Sen mavi gözlü bir dev, sen güler yüzlü şair, sen şiiri, kalemi kuvvetli, yüreği kocaman bir aşık! Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. nazımhikmet - saat 21-22 şiirleri - 1000Kitap. 1g. Saat 21-22 Şiirleri. "İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti" #İki iken bir olmuş Nazım.Ve buna "saadet" demiş. Henüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet Ran. Gerçekolayları, anıları ustalıkla birleştirip, bir roman ustalığı ile sunan Ayşe Kulin bu eserinde, şiire ve Nazım Hikmet'e hayranlığını yine kendine has üslubuyla karşımıza çıkarıyor. Ne zaman âşık olsam, içimde mis kokulu kızıl bir gül gibi dururdu zaman. Çünkü ben âşık olmaya biraz da Nâzım İçinden elini çekip çıkardığın bir eldiven gibi boşaldı. Söndü artık seni göstermeyen bir ayna gibi." *. *. * Bazen Kislova'dan. "İçimde ak bir yol var. Karıncalar buğday taneleriyle bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer ama yasak, geçmez cenaze arabası. İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. Troçkinin mezarı yoktur. Ruslar tüm Rus Coğrafyasındaki Türklerin liderini kullandılar ve işini bitirdiler ihtilalden sonra. Troçki de öyle. Bunlar Sovyet devriminin salaklarıdır. Kardeşlik dostluk barış hikayelerine inanan zavallılardır. Nazıma gelince ; Nazım son şiirlerinde pişman olduğunu haykırıyor adeta. Bu iddia, herşeyden önce, Nôzım Hikmet'in varlığını kızıl bir alev gibi sarmış olan komünistliğine ayk ı rıdır. Çünkü, bütün Türklerin anlayabilecekleri ortak dil, bir Seviyorumseni. denizi ilk defa uçakla geçer gibi. İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık. içimde kımıldayan birşeyler gibi. Seviyorum seni. Yaşıyoruz çok şükür der gibi. Nazım Hikmet RAN. Mehmet Damar. Kayıt Tarihi : 8.8.2009 00:20:00. Bu sayfamızda Usta Şair Nazım Hikmet Sözleri, Nazım Hikmet Ran Aşk Sözleri, İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zаmаn. JTww5. Yazıda Ne Var?1 Nazım Hikmet Kısa, Anlamlı, Özlü, Nazım Hikmet Nazım Hikmet Kitaplarından Nazım Hikmet ile İlgili Sözler Bu sayfamızda sizlere 15 Ocak 1902- 3 Haziran 1963 yılları arasında yaşamış, edebiyat ve sanat dünyasının en etkili şahsiyetlerinden biri olan Nazım Hikmet Kitaplarından Alıntılar ve Nazım Hikmet Sözleri, Nazım Hikmet ile İlgili Sözler derledik. Nazım Hikmet En Etkileyici, Güzel, Anlamlı, Romantik, Kısa, Uzun Aşk Sözleri’ni sosyal medya hesaplarınızdan paylaşarak sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz…En Popüler Harry Potter SözleriDogecoin ile İlgili Sözler ve AlıntılarSquid Game Dizisi Sözleri ve Alıntıları Nazım Hikmet Sözleri, Kitap Sözleri, Edebi Sözler, Batı Edebiyatından Sözler, Doğu Edebiyatından Sözler, Felsefe Sözleri, Tasavvuf Sözleri, Özlü Sözler ve Anlamlı Sözler için sitemizin Güzel Sözler Kategorisini ziyaret ederek aradığınız sözlere ulaşabilirsiniz. Nazım Hikmet Sözleri Beni geldiğim yere Anadolu getirdi. Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte. Cebimde yoktu, yüreğimden verdim. Yine de her şey tümüyle anlaşılmış değildi. Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik. Ne güzel şey hatırlamak seni, Yaşamak sana dair… Sende uzaklığı; sende ben, imkânsızlığı seviyorum. Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu. İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez. İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde. Sende ben, imkânsızlığı seviyorum fakat asla ümitsizliği değil. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? İşin en aşağılık tarafı şu ki yavrum, galiba yalnızlığa alışıyorum. Yazılarım otuz kırk dilde basılır, Türkiye’mde Türkçemle yasak! Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omzuna ağır gelir! Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine… Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı. Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. Kısa, Anlamlı, Özlü, Nazım Hikmet Sözleri Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım. Ve benim birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi. Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan. Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük! Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm. Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Ve bir gün ekler Nazım Hikmet mektubunun sonuna; herkese selam sana “HASRET” Evet. Belki umudum kalmadı geleceğimden; ama asla pişman değilim geçmişimden. Kimselere anlatamadım. Kendime bile, ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni. Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin… Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. Ben’ deyip susması, sen’ deyip ağlamaklı kalması… Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana kuşsun. Artık seninle biz, düşman bile değiliz. Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta. Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden. Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin. Bir meltem olacak rüzgârım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. Nazım Hikmet Kitaplarından Alıntılar Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim? Biz; ince bel, ela göz, sütün bacak için sevmedik güzelim. Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda. Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin. Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman. Korkma giderken b’yi alıyorum, gerisini sana bırakıyorum. Ne de olsa sen bitirdin bizi. Öyleyse sende kalmalı izi’. Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne. Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin. Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında. Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim ne güzel darma duman ediyorsun beni. Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım. Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya. Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir. Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım. Ama seninle bir başka yaşarım. Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez unutma. Bil ki; giden dönüyorsa sevdiğinden değil, kaybettiğindendir aslında! Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki, o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Büyük insanlığın toprağında gölge yok, sokağında fener, penceresinde cam, ama umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor. Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım da işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin! Bilmezden gelişim, aptala yatışım kaybetme korkumdan değil; karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır. Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın. Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek filanca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya. Bir tanem! Son mektubunda “Başım sızlıyor yüreğim sersem!” diyorsun “Seni asarlarsa seni kaybedersem;” diyorsun; “yaşıyamam!” Yaşarsın karıcığım, Kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Nazım Hikmet ile İlgili Sözler Zalim babanın evladı çeker. Ölüler bir daha öldürülemez. Kim kimden korkmazsa, o ondan büyüktür. Dünya bir fendir yahu, her şey çalışmaktır. En iyisi ağaçlar, ağaçlar anılardan uzun yaşar… Çocuklar öldürülmesin. Şeker de yiyebilsinler. Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar. Kesemde verecek şeyim yok. Yüreğimden verdim. Anadolu’ya gidiyorum, Mustafa Kemal Paşa ya!.. İnsanoğlu secdeden gayri yerde, böyle eğilmemeli. Tadını çıkara çıkara, yudum yudum kederleniyorum. Kitap okurum içinde sen varsın, şarkı dinlerim içinde sen… Yazılarım otuz kırk dilde basılır. Türkiye’m de Türkçemle yasak. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında. Hiçbir kitabı sonuna kadar okumadı Nuri Cemil. Ve hiçbir kitap için Okumadım’ demedi. Gün olur daha derin, Daha geniş yara açar, Kalemin düşmanlığı, Mavzerin düşmanlığından… Seni çok göresim geldi. Kafamda, gözümde, burnumda, yüreğimde ve ellerimde tütüyorsun… Bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi Safa, bir düşün ki, son defa anlayabilesin Sen bu kavgada bir nokta bile değil, bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin! İnsanoğlu güle benzer, bir dakkada soluverir. Gelecektir sana vaat ettiği günler Hakkın. ´ Hayır. Gelecek günler için Gökten ayet inmedi bize. Onu biz kendimiz Vaat ettik kendimize. Bilirsin ki allâmeyi değil, alimi severim, allâme bellediğini tekrar eder, alim bellediğini tatbik ederek, metod olarak kullanarak genişletir, yani yaratıcıdır. Allame de lazım, âlim de…Ama ben alimi tercih ederim. Birinci delikanlı yarı yolda, ikincisi yolun üçte ikisinde kalmışlarken, üçüncü delikanlı yürümüş. Susarmış, içmezmiş yoluna çıkan ışıltılı sudan; yorulurmuş, dinlenmezmiş elleri kınalı, gözleri sürmeli güzeller güzelinin dizinde. Yürümüş de yürümüş, yürümüş de yürümüş. Böyle yürüyen sona erer oğlum. Sende onun gibi yorulmadan, sende onun gibi inanarak yürü oğlum. İnanan sona erer. Nazım Hikmet Ran’ın sözleri, şiirleri hep özlem ve aşk kokuyor. Biz de Nazım Hikmet’i aşkları ve özlemleriyle tanıdık. Bu sadece bir kadına olan aşk ya da özlem değil vatanına da özlemdi. Şairin vatanından uzaklaştırılması, dünyaya bakışı ve aşk hayatı şiirlerini etkilemiştir. Bunu her yazdığında hissedebilirsiniz. Nazım Hikmet’in Nüzhet Hanım, Piraye Hanım, Münevver Hanım ve Vera Hanıma olan aşkı dilden dola dolaşır. Hemen hemen her platformda da Nazım’ın aşkları konuşulur. Şair Nazım Hikmet’in 3 Haziran 1963 günü ölümüyle dünya hem bir sanatçıyı hem de insanlığa katkı yapmayı gaye edinmiş birini kaybetmiştir. NAZIM HİKMET SÖZLERİ 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- NAZIM HİKMET’İN ÇOK SEVİLEN SÖZLERİ > Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam Laf-ı güzaftır. > Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? > Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele… > İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde. > İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde. > En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. > Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak. > İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. > İki şey var; ancak ölümle unutulur, anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü. > Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük! > Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı. NAZIM HİKMET’İN KENDİ SESİNDEN ŞİİRLERİ Kimselere anlatamadım. Kendime bile, ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni. Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması! Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım. Yolunu beklerken daha dün gece, kaçıyorum bugün senden gizlice. Kalbime baktım da işte iyice; anladım ki sen de herkes gibisin! Ve bir gün ekler Nazım Hikmet mektubunun sonuna; herkese selam sana “HASRET” Yapraklara dallara, yeşillere, allara, nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara. Yaprak dala, al yeşile yaraşır, gayri bundan böyle vermem seni ellere. Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük! Pişman değilim! Sadece dön bak arkana; ne için, nelerden vazgeçtin? Neler dururken, sen neyi seçtin. Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı. Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir. Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması. Ben’ deyip susması, sen’ deyip ağlamaklı kalması. Sende uzaklığı; sende ben, imkânsızlığı seviyorum. Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin. Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için. Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim? Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, ben gibi bir doğru bulursun. Ve benim birden bire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi. Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya. " İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. " Nazim Hikmet Ran Sözleri Alternatif İçerikler " Ukalayla dost olma Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün. " Seyh Edebali " Bir kişi Allah'tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah da onu başkasına muhtaç etmez. " Semsi Tebrizi " Dünyayı savaş tehlikesinden koruyacak tek bir yol vardır; dünya çapında yetkiye sahip olacak ve dünyada bütün silahların tekelini elinde bulunduracak bir tek otoritenin kurulması. " Bertrand Russell " Hiçbir şey keşfetmeksizin büyük meseleleri uzun uzadıya anlatmak yerine, keşke bir tek olgu, hatta küçük bir şey keşfetseydim. " Galileo Galilei " İnsanın cahil olduğunu bilmesi, bilgiye atılan ilk adımdır. " Benjamin Disraeli " Her bireyin kendi koşullarını iyileştirmeye yönelik doğal çabaları, dışarıdan yapılacak herhangi bir yardımdan çok daha yararlıdır ve toplumda servet ve refahın artması için yeterlidir. " Adam Smith " Ortak düşüncesi olmayan toplulukta, herkes, yalnız kendi çıkar ve zevkini düşünür. Böyle bir toplulukta fedakarlık, saygı, nezaket kalmaz. Bencillik, kabalık, rüşvet, iltimas ve namussuzluğun türküsü alır yürür. " Huseyin Nihal Atsiz " Mutluluğun kabullenmeyle, mutsuzluğun beklentiler ve hayatın tutturduğu yol arasındaki mesafeyle çok ilgili olduğunu öğrendim. " Rabindranath Tagore " Gerekirse yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de orada yerini bulur. " Ismet Inonu " Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur. " Halil Cibran " İlginç; ama kadınlar cam gibidir adeta. Ve camın ömrü kırılana kadardır aslında. " Douglas Noel Adams " Tutucu din, sayısız masum, iyi niyetli ve hevesli genç beyne yönelik bilimsel öğretimi yıkmanın tutkusuyla hareket eder. Tutucu olmayan, duyarlı’ din bunu yapmıyor olabilir. Ancak, çok küçük yaşlardaki çocuklara sorgusuz sadakatin bir erdem olduğunu öğreterek dünyayı tutucular için güvenli bir yer haline getirir. " Richard Dawkins " İnsan bir şeyi ciddi olarak istemeye görsün, hiçbir şey erişilemeyecek kadar yükseklerde değildir. " Hans C Andersen " Umut sadece eziyetin süresini artırır. " Friedrich Nietzsche " İlk yoksunluk tanışılan ilk gerçekliktir, bu durumda insana yüklenen gerçek amaç tam doygunluk şeklinde mükemmele ulaşmak olsa bile, o amacın o insanın beyninde kendine görünen yanılsaması gerçeklerden kurtulmak, yani mutlak özgürlük şeklindedir. " Tahir Musa Ceylan " İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim. " Albert Einstein " Dünyayı döndüren kadınlar değildir, ama o dönmeyi anlamlı kılan varlıklardır. " Orson Welles " Maşrapamız küçük ise deryayı suçlamaya hakkımız yok. " Mevlana Celaleddin Rumi " Bir kabuk içinde birbirinden ayrılmaz Aşk ve acı yüreğimde, ikiz badem içidir. " Metin Altiok Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerinden Nazım Hikmet’in 15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963 en sevilen aşk şiirlerini derledik. Nazım Hikmet’e Aşklarıyla İlham Vermiş 12 Özel Kadın Nazım Hikmet’in 25 Unutulmaz Şiirinden Enfes Alıntılar Nazım Hikmet’ten 6 Özel İnsana 6 Özel Şiir Nazım Hikmet’ten Piraye’ye Aşk Dolu 20 Mektup 1. Aşk Mönüsü Edward Cucuel, Woman Reclining By A Lake Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin sen ülkemin yaz geceleri gibisin saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında beni unutma ah! saklı gülüm sen hem zor hem güzelsin şiirlerimin ılıklığında açılmalısın sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi sen memleketim kadar güzelsin ve güzel kal 2. Benerci Kendini Niçin Öldürdü? Birinci Kısım – Birinci Bab Edward Cucuel, Autumn Sun Bir Genç Adama… Hakim Heraklit’e… Yıldızlara ve Aşka Dairdir… Kadın yakaladı genç adamı elinden. Genç adam yakaladı kadını belinden. Bir yumrukta kırdı camı. Oturdular pencerenin içine. Sarktı ayakları gecenin içine… Işıklı bir deniz dibi gibi başlarında, sağda, solda gece yanıyor. Ayakları karanlık boşluklara sallanıyor.. Sallanıyor ayakları sallanıyor ayakları… ……….. DUDAKLARI …… Sevmek mükemmel iş delikanlım. Sev bakalım… Mademki kafanda ışıklı bir gece var, benden izin sana, seeeeev sevebildiğin kadar… 3. Bir Acayip Duygu Edward Cucuel, At The Lake Mürdüm eriği çiçek açmıştır. — ilkönce zerdali çiçek açar mürdüm en sonra — Sevgilim, çimenin üzerine diz üstü oturalım karşı-be-karşı. Hava lezzetli ve aydınlık — fakat iyice ısınmadı daha — çağlanın kabuğu yemyeşil tüylüdür henüz yumuşacık… Bahtiyarız yaşayabildiğimiz için. Herhalde çoktan öldürülmüştük sen Londra’da olsaydın ben Tobruk’ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut… Sevgilim, ellerini koy dizlerine — bileklerin kalın ve beyaz — sol avucunu çevir gün ışığı avucunun içindedir kayısı gibi… 4. Bir Ayrılış Hikayesi Edward Cucuel, Sunny Spring Morning Erkek kadına dedi ki – Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya… Erkek kadına dedi ki – Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz… Kadın erkeğe dedi ki – Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana… Ve artık biliyorum Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini… Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak… Sen yürümelisin, beni bırakarak… Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere… Kapandı bir pencere… AYRILDILAR.. 5. Sebastian Bach’ın 1 Numaralı Do Minör Konçertosu Edward Cucuel, Autumn Magic Sessiz gözyaşın ve gülümsemen gülüm, hıçkırıkların ve kahkahan gülüm. pırıl pırıl beyaz dişli kahkahanın tekrarı. Güz sabahı üzüm bağında sıra sıra, büklüm büklüm kütüklerin tekrarı kütüklerde salkımların salkımlarda tanelerin tanelerde aydınlığın, aydınlıkta yüreğimin. 6. Gözlerin Edward Cucuel, Evening By The Lake Gözlerin gözlerin gözlerin, gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün sevinçli bahtiyar alabildiğine akıllı ve mükemmel dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın. 7. Gözlerine Bakarken Edward Cucuel, On The Ridge Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum… Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin 8. Seviyorum Seni Edward Cucuel, Sommer Traumerei Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. 10. Güneşte Edward Cucuel, In the Sun Güneşte denizin sonunda mavi bir duman gibi gözümde tütüyorsun. Yeşil bir erik dalı yüreğim sen altın tüylü bir yemiş sallanıyorsun. Fakat ben seni böyle bir yemiş ve bir duman gibi görmenin yerine sahiden görmek istiyorum çıplak ayaklarını sahiden dokunmak istiyorum uzun parmaklı ellerine!.. 11. Henüz Vakit Varken Gülüm Edward Cucuel, On The Dock Henüz vakit varken, gülüm Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli, incecikten bir yağmurla karışarak. Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin. Paris’in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, en güzel, en yalansız, sonra da ıslıkla bir şey çalarak gebermeliyim bahtiyarlıktan ve insanlara inanmalıyız. Yukarda taştan evler, girintisiz, çıkıntısız, birbirine bitişik ve duvarları ayışığından ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor ve karşı yakada Luvur aydınlanmış ışıklarla aydınlanmış bizim için billur sarayımız… 12. İsimsiz Şiirleri Edward Cucuel, Breakfast Seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum… ————— Hasretini, yokluğunu, sensizliği bir ateş yanığı gibi öyle acıyla duydum ki yüreğimin etinde, gitgide çoğalarak gitgide derinden işleyerek öyle dayanılmaz oldu ki bu seni boğabilirdim senden kurtulmak için çünkü seni o kadar seviyorum. 13. Kar Kesti Yolu Edward Cucuel, Girl With Fur Coat Kar kesti yolu sen yoktun oturdum karşına dizüstü seyrettim yüzünü gözlerim kapalı Gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor sen yoktun karşında duvara dayanmıştım konuştum, konuştum, konuştum ağzımı açmadım Sen yoktun ellerimle dokundum sana ellerim yüzümdeydi 14. Mavi Gözlü Dev Edward Cucuel, Sleepy O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruliiii hanımeli açan bir ev. Bir dev gibi seviyordu dev. Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin. O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, dev gibi sevgilere mezar bile olamaz bahçesinde ebruliiii hanımeli açan ev.. 15. Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni Edward Cucuel, Young Girl With A Parasol Ne güzel şey hatırlamak seni ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken… Ne güzel şey hatırlamak seni bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının… İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti… Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık… Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek filanca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya… Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine bir çekmece bir yüzük, ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak hürriyetin sütbeyaz maviliğine sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım… Ne güzel şey hatırlamak seni ölüm ve zafer haberleri içinde, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken… 16. Piraye’ye Yazılmış Şiirler Edward Cucuel, East Wind 24 Eylül 1945 En güzel deniz henüz gidilmemiş olanıdır. En güzel çocuk henüz büyümedi. En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz henüz söylememiş olduğum sözdür… 25 Eylül 1945 Saat 21. Meydan yerinde kampana vurdu, nerdeyse koğuşların kapıları kapanır. Bu sefer hapislik uzun sürdü biraz 8 yıl… Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim, yaşamak seni sevmek gibi ciddi bir iştir… 1 Ekim 1945 Dağın üstünde akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var dağın üstünde. Bugün de sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti bugün de. Birazdan açar kırmızı kırmızı gecesefaları birazdan açar kırmızı kırmızı. Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı… 6 Ekim 1945 Bulutlar geçiyor, haberlerle yüklü, ağır. Buruşuyor hala gelmeyen mektup avucumda. Yürek kirpiklerin ucunda uzayıp giden toprak uğurlanır. Benim bağırasım gelir Piraye, Piraye!.. diye… 27 Ekim 1945 Bir elmanın yarısı biz yarısı bu koskoca dünya. Bir elmanın yarısı biz yarısı insanlarımız. Bir elmanın yarısı sen yarısı ben ikimiz… 5 Kasım 1945 Çiçekli badem ağaçlarını unut. Değmez, bu bahiste geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı. Islak saçlarını güneşte kurut olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın nemli, ağır kızıltılar… Sevgilim, sevgilim, mevsim sonbahar… 17. Ruhum Edward Cucuel, Quiet Hour Ruhum gözlerini yumuşacık yum kucağımdaymışsın gibi bırak kendini ninni, uykunda unutma beni ninni… Gözlerini yumuşacık yum yeşil ela gözlerini ninni ruhum ninni Sen yukarda yemişli dalların içindesin, yeşil gözlerin güneş dolu, dudakların bala bulanmış ben ağacın dibindeyim, bir ayağım çukurda… Ben senden çok önce gideceğim, sen bensiz kalacaksın ihtiyarlığında… 18. Sevgilim Edward Cucuel, Fragrant Summer Sevgilim yalan söylersem sana Kopsun ve mahrum kalsın dilim Seni seviyorum demek bahtiyarlığından Sevgilim yalan yazarsam sana Kurusun ve mahrum kalsın elim Okşayabilmek saadetinden seni Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar Ve göremesinler seni bir daha 19. Şehir, Akşam Ve Sen Edward Cucuel, Girl In A Boat Koynumda çırılçıplaksınız Şehir, akşam ve sen Aydınlığınız yüzüme vuruyor Bir de saçlarınızın kokusu. Bu çarpan yürek kimin Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benimkisi mi? Akşam nerde bitiyor nerde başlıyor şehir Şehir nerde bitiyor sen nerde başlıyorsun Ben nerde bitip nerde başlıyorum? 20. Vera’nın Resmi Edward Cucuel, Quiet Waters Kimseler yapamaz senin resmini Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimler Bizden en uzak gezegenin kederi Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerin de Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır 21. Vera’nın Uykudan Uyanışı Edward Cucuel, The Novel uyandın gülüm iskemleler uyandı köşeden köşeye koşuştular masa da öyle doğrulup oturdu kilim nakışları açıldı katmer katmer ayna seher vakti gölü gibi uyandı açtı kocaman mavi gözlerini pencereler uyandı balkon toparladı bacaklarını boşluktan tüttü karşı damda bacalar kaldırımlar akasyalar ötüştü bulut uyandı attı göğsündeki yıldızı odamıza evin içinde dışında uyandı aydınlık doldu saçlarına senin dolandı çıplak beline ak ayaklarına senin 22. Yumdum Gözlerimi Edward Cucuel, Lady At The Lake Yumdum gözlerimi Karanlıkta sen varsın Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar Şimdi orda herşey seninle başlıyor Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait Ve sana ait olmayan 23. Sen Edward Cucuel, Wood Nymph Sen esirliğim ve hürriyetimsin, Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, Sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, Sen büyük, güzel ve muzaffer, Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin. 24. Vera İçin Edward Cucuel, Yellow Parasol Bir ağaç var içimde fidesini getirmişim güneşten. Salınır yaprakları ateş balıkları gibi yemişleri kuşlar gibi ötüşür. Yolcular füzelerden çoktan indi içimdeki yıldıza. Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar, komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok. İçimde ak bir yol var. Karıncalar buğday taneleriyle bayram çığlıklarıyla kamyonlar gelir geçer ama yasak, geçemez cenaze arabası İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman. Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş, çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil

nazım hikmet içimde kızıl bir gül gibi