🐈 Ekol Hukuk Dan Gelen Mesaj
Çözüldü. Discord'dan gelen Nitro mesajı. emrullahjkltr. 20 Haziran 2022. Amazon Çok Satanlar Listesi. Bu konu çözüldü olarak işaretlenmiştir. Çözülmediğini düşünüyorsanız konuyu rapor edebilirsiniz.
mmle1gl. Mar172019NOCOMMENTS İŞKUR, kadınlar için yeni bir projeyi devreye aldı. Kadınlar evde örgü, sabun kutulama, takı tasarımı gibi işler yapacak. 3-4 saat çalışmayla 600-800 lira kazanabilecek. Türkiye İş Kurumu İŞKUR yaklaşık 12 milyon ev kadınını yakından ilgilendiren ve onları çalışma hayatına katacak önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Kadınlar İŞKUR aracılığıyla home office’ çalışarak aile bütçesine katkı sunacak. Ortalama günlük 3-4 saat çalışmayla, 600-800 lira gelir elde edilebilecek. Kurum’a giderek iş ve meslek danışmanları aracılığıyla kayıt yaptıran kadınlar sisteme kaydedilecek. Kadınların eğitim sertifika ve belgeleri dikkate alınarak evde yapmalarına uygun işler SMS ile iletilecek. Yapılacaklar arasında, nikah şekeri, bitki çayı paketleme, sabun, tel toka kutulama, kulak çubuğu ambalajlama, poşet katlama işi, cetvel seti hazırlama, küpe arkası, takma, tırnak kutulama, mandal montajı, gömlek yakası dikme, peçete halkası yapma, takı tasarım’ gibi işler yer alıyor. İŞKUR’un iş ilanları sayfalarında ev kadınları için uygun işlere ulaşmak mümkün. Takvim Gazetesi
İÇTİHAT TEORİSİ ÜNİTE 6. İctihadın Doğuşu ve Kavramsal Çerçevesi Rey İçtihadi Muaz kitap ve sünnette açıkça bulamadığı konularda reyini kullanacağını söylemekte ve bunu onaylamaktadır. Sünni ekolcülerin kurucuları olan Ebu Hanife ,Malik ve Şafii ise sistemelrinde sahabenin içtihat faaliyetindeki farklılaşmasını yansıtacak biçimde bir yelpaze ise Hz. Peygamberinhem siyasal hemde teşrii otoritesinin ’masum imam’’ anlayışıyla devam ettirildiği için içtihat fikrinin doğuş ve gelişmesi gecikmiştir. İçtihadın Meşruiyetinin Temellendirilmesi İçtihat nassın alternatifi değil ; onun açıklanmasının bir bakımdan içtihadın nasların ilkten anlaşılması işiyle irtibatlandırılması isabetli sıkça geçen istinbat ve kıyas gibi kavramlar ,genel olarak içtihat faaliyeti kapsamındadır. Büyük ölçüde Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik’in öncülük ettiği ve geniş anlamıyla istihsân ve ıstıslâhın da dahil olduğu re’y ictihadını İmam Şâfiî daraltarak ictihad faaliyetini kıyasa eşitlemiş, Dâvûd ez-Zâhirî de istihsân ve ıstıslâh yanında kıyasa da karşı çıkarak re’y alanını tamamen kapatmış ve bütün ictihad faaliyetini kendi terminolojisindeki özel anlamıyla “istidlâl”e indirgemiştir. İçtihadın Mahiyeti , Konusu ve Hükmü İçtihadın Anlamı İçtihadBütün gücünü harcamak anlamındaki cehd kökünden anlamı olarak şeri hüküm hakkında bir kanaat oluşturabilmek için bütün gücün çabayı gösteren kişiye Müçtehit ; İçtihat edilen konuyada Müçtehedunfih denir. İçtihadın Türleri Kurucu ictihad, Ebu Hanîfe, Mâlik ve Şâfiî gibi ekol kurucu müçtehitlerin kendi zamanlarına kadarki bütün birikimi eleyip seçerek bütünlüklü, kendi içinde tutarlı bir yapının mezhep/ekol kurulmasıyla sonuçlanan ictihaddır. Buna klasik literatürde ihtiyar denilmektedir. Mezhep içi ictihadın önü kapatılmıştır. Mezhep içi ictihad ise ekolleşme sürecinin sonucunda her bir ekol mensubu fakihin kendi ekol sistematiği içerisinde yaptığı ictihaddır. Mezhep içi ictihadın önü kapatılmamış, daima açık tutulmuştur. İçtihat faaliyetlerini anlamlandırmamızda yardımcı olacak bir diğer ayrım ise ***Şeri İçtihat şuan dersimizin konusu olarak görülen içtihat ***Örfi İçtihat akılla yapılan içtihattır. İçtihat ehliyetinin Şartları Gerekli şartları kendinde toplayarak şerî hükümleri çıkarma melekesini elde eden kişiye müctehid denir. Kaynakları salt bilmek yetmez, ayrıca ictihad melekesine sahip olmak da gereklidir. Bilgisi Bilgisi Bilgisi Bilgisi Bilgisi İctihadî Konu İctihadın Alanı Hakkında kesin delil bulunmadığı için ictihada açık olan ve hükmü ictihad yoluyla beyan edilen mesele, literatürde müctehedün fîh veya ictihâdî mesele diye adlandırılır. İçtihadın HükmüDinî Yükümlülük Açısından İctihad, dinî mükellefiyet açısından farz-ı kifâye’ kati delille sabit olan konularında içtihat eden yerine göre kafir ,bidatçı veya günahkar içtihat günah sayılmaktadır. *** İçtihatta hatanın günah gerektirip gerektirmeyeceği meselesiyle ilgili olarak ,her müçtehidin isabet ettiğini savunanlara göre musavvibe hatadan bahsedilemeyeceği için günahtan bahsedilmez. ***İçtihadın nakzolunma açısından hükmü şudurFarklı içtihatlardan herbiri , içtihat olma bakımından birbirine nedenle bir içtihad kural olarak başka bir içtihatla müçtehidin içtihadını değiştirmesi durumunda ise yeni içtihadına göre hareket etme yükümlülüğü vardır. Müctehidin Başkasını Taklidi Müçtehidin kendi fetvasının dışında başka bir imamı taklit edebileceği çoğu alim tarafından söylenmiştir. İstiftâ ve Müsteftî Müsteftî Sözlük anlamı “fetvâ isteyen kişi” demek olan müsteftî terimi, karşılaştığı olayın dinî-hukukî hükmünü öğrenmek amacıyla ictihad ehliyetine sahip ve dinî duyarlılığı olan müftîye başvuran kişiyi deyimlemektedir. İsitftâ fetvâ sorma uygulamasının meşruluğunu temellendirmek için “Bilmiyorsanız bilenlere sorun” Enbiya 21/7 ayetine atıf yapılmakla beraber asıl belirleyici olan sahabe uygulamasıdır. İçtihat Sürekliliği Meselesi ve İçtihad Hareketleri Hicri 3. Yüzyılın ortalarından sonra kurucu içtihat faaliyetlerinden çıkıp mezhep içi faaliyetine husus ’içtihat kapısının kapanması’’olarak ifade mutlak içtihat kapısının kapanması kendi mecrasında sağlıklı işleyen bir sürecin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve tüm islam toplumlarınca 19. Yüzyıla gelene kadar kayda değer bir eleştiri almamıştır. 19. Yüzyıla gelindiğinde ise islam dünyasının geri kalmasının nedeni olarak içtihat kapısının kapanması ve taklidin yaygınlaşmasının olduğunu ileri sürerek içtihat çağrısı yapmıştır. İslam dünyasının son yüzyılında içtihada yapılan bu vurguyu aşırı bulan ve geleneksel anlayışlarla bu yeni yönelişlerin arasını bulmaya çalışan bir eğilim söz eğilim geleneksel içtihatları aarsında uygun olanı alma , yeni karşılaşılan probleri ise kollektif içtihatla çözme eğilimindedir. Seçmeci yaklaşım tutarlılık endişesi taşımaması bir tarafa yalnızca kısa süreli bir rahatlama öyle içtihat söylemi mise açıkça bir özgüven yitiminin ifadesidir. İSLAM HUKUKUNUN SİSTEMATİĞİ, LİTERATÜRÜ VE GENEL PRENSİPLERİ ÜNİTE 7. İSLAM HUKUKUNUN SİSTEMATİĞİ İslam hukuku literatürü asıl olarak Füru-ı fıkıh olarak adlandırdığımız alanlardan kitaplarda bir çok bölümden bu bölümler ibadat ,muamelat ve ukubat konuları altında toplanır. İBADATHer mezhebin fıkıh kitaplarında özellikli olarak ele alınan konu ,ibadet sebebi kendisine verilen önem ise bir sebebei de hukukun bir yönüyle ibadet olarak algılanmasıdır. İbadet ile kast edilen kulun , yaratıcısına karşı itaatini gösteren fiiller olup bunlar Şari tarafından , bunları öngörülen şartları dikkate alarak yerine getirmek durumundadır. ***Fıkıh kitapları Temizlik konuları işle başlar devamında Namaz ,Oruç ,Zekat ,Hac konuları dışında ***eymân Yeminler ***zebâih hayvan kesimi; ***udhiye kurban ***sayd av ve avcılık ***eşribe ve’l-et’ıme İçilmesi ve yenilmesi helal ya da haram olan şeyler MUAMELATİbadet konularının ardından genelde muamelat ile ilgili bölümler yer , bireyin yaşamlarındaki normal ihtiyaçlarını gideren ve onlara fayda temin eden ilişkileri düzenleyen hükümler olarak konularını dörte ayırabiliriz. Munakehat Aile hukukudur. nikâh nikâh/evlilik akdi , talâk boşama ve radâ süt emme olarak üç bölüm bulunmaktadır. Mali MuamelatKonusu doğrudan mal olan akitler ise mali muamelat konusu içeriisnde yer göre alım-satım ve kira gibi sözleşmeler bu kapsamdadır. MuhasematYargılama ile ilgili alandaki bölümler şunlardır Kitâbu edebi’l-kâdî hakimlerin takip edeceği yargılama usûlü bölümü, Kitâbu’ş-şehâdât şahitlikler bölümü, Kitâbu’l-vekâle Vekalet bölümü ve özellikle “davaya vekalet” bâbı, Kitâbu’d-da’vâ dava bölümü, Kitâbu’l- ikrâr ikrar/itiraf bölümü, Kitâbu’s-sulh sulh bölümü. Terikat Yani tereke alanı içerisinde ise vasiyet ve miras konuları yer almaktadır. UKÛBÂTUkubat alanında ceza hukuku ile ilgili bölümler yer bu alan içerisinde Ceza yargılamasıyla ilgili konularda kitaplarında ukubat ile ilgili olan bölümler şunlardır Kitâbu’l-Cinayât öldürme ya da yaralama. Kısas konusu genellikle bu bölümde ele alınır. Kitâbu’l-hudûd had cezaları bölümü, zina suçu ve cezası haddu’z-zinâ,amusa iftira suçu ve cezası haddu’l-kazf; hırsızlık suçu ve cezası bölümü haddu’s-serika, dinden dönme suçu ve cezası haddu’r-ridde gibi alt bölümlerden oluşur. Kitâbu’l-meâkil âkile sistemi bölümü.Ceza hukundaki yeri. Allah Hakkı-Kul Hakkı Ayrımı Hâlis kul hakları mülkiyet hakkı gibi, Halis Allah hakları Zina, hırsızlık ,içki içme vb. cezalar gibi., İki türün birleşmekle birlikte Allah hakkının ağır bastığı haklar namusa iftira cezası, İkisinin birleştiği ve kul hakkının ağır bastığı haklar Kısas cezası. İSLAM HUKUKUNUN LİTERATÜRÜ Furu-ı Fıkıh oğrudan mezheplere ait fıkhi hükümlerin derlendiği kitaplardır. Fürû alanında ilk kapsamlı temel eserin Hanefi mezhebi kurucularından İmam Muhammed’e ait olduğunu söylememiz mümkündür. İmam Muhammed Hanefi mezhebinin fıkhi birikimini Kitâbu’l-asl ya da el-Mebsut adıyla bilinen hacimli eserinde ortaya kitaplar mahkemelerde başvurulan bir tür kanun kitabı Hüsrevin ed-düreri ,Halebi’nin el-Mültekası ,Osmanlıda hazırlanan Usûl-i Fıkıh Türü Meseleleri hükme bağlayan müçtehidin şer’î kaynakları anlama ve onlardan kendi içtihadıyla hüküm çıkarırken takip etmesi gereken metodu inceleme amacı taşır. Usûl alanında yazılan günümüze ulaşan ilk eserin imam Şafiî’nin er-Risale’si olduğu genellikle kabul edilir. Usûl-i fıkıh türünün ele aldığı dört temel konu olduğu söylenebilir. Bunlar, hüküm, hükümlerin delilleri, hüküm çıkarma yöntemleri ve hükmü çıkaran müçtehit ile ilgili bölümlerdir. Usûl-i fıkıh alanında yazılan eserlerin, Hanefilerin yazım metodu, kelamcıların metodu ve arma memzuc usûl yöntemi olmak üzere üç ayrı yöntemle yazıldıkları görülür. Fetva Kitapları Türü Özellikle eseri yazan fıkıh âliminin zamanında meydana gelen hadiselere ağırlık vermesi, soru-cevap özelliği taşıması, mezhep içindeki çeşitli farklı içtihatlar içinden sadece birini açıkça tercih edip aktarması gibi bazı özelliklerle füru literatüründen ayrı müstakil bir tür oluşturur. Fıkıh mezheplerini kuran âlimlerden sonra ortaya çıkan ve hakkında açık bir hüküm bulunmayan yeni meselelerin hükmüne o dönemdeki müçtehidin getirdiği çözümleri ve bir anlamda fetvaları içeren Nevazil eserleri de fetva türü içerisinde değerlendirilebilir. Ahkam-ı Sultaniye Türü İslâm kültüründe özellikle devlet kavramı, devlet başkanı, devletin sistemi, teşkilatı, idari, mali ve kazâî yapısı, başka devletlerle olan ilişkileri, devlete yönelik suçlar gibi kamu hukuku konuları üzerinde yoğunlaşan bu edebiyat türü ortaya çıkmıştır. Harâc-Emval Türü Bu türü devletin mali düzeni, gelirleri ve vergilerinin incelendiği fıkıh eserleri oluşturur. Bu konular mâli hukuk ya da kamu mâlîyesi alanına dahil edilebilir. Kavaid Türü Zamanla hukuk düşüncesinin gelişimi ile fürû alanı dışında ortaya çıkan Kavâid türü altında fıkhın fürû hükümlerinin arkasında yatan ana esas, genel prensip ve yer yer de teoriler tespit edilmeye başlanmıştır. Mantıki yöntemin zaman içinde yaygın olarak uygulanmaya başlaması ile Kavâid türünün ciddi bir ivme ve çeşitlilik kazanmış olduğu söylenebilir. Kavaid türü altına sokabileceğimiz bir diğer alt tür el- Furûk adıyla yazılan eserlerdir. Bu alandaki eserlerde şeklen birbirine benzeyen ancak hükümleri farklı olan fıkhi meseleler ele alınır. Kavaid türü içine dahil edebileceğimiz başka bir alt tür de Tahricu’l-fürû ale’l-usûl adıyla yazılan eserlerdir. Bu eserlerin temel amacı mezheplerin füru alanındaki hükümlerinin arkasında yatan–ister fürû, ister usûl ve hatta kelam ile ilgili- genel prensipleri usûl göstermektir. Hilâf ve Hilafiyât Türü Fıkıh mezhepleri arasındaki görüş farklılıklarını, bu farklılıkların dayanaklarını ele alan, bir mezhebin görüşünü savunup, karşı görüşü çürütmeye çalışan fıkıh edebiyatı türüdür. Fıkıh Tarihi Türü Tarihi açıdan bilgi içeren değişik alt türleri bu türe dahil edebiliriz. Tabakâtu’l-fukâha adıyla bilinen, İslâm hukukçularının hayatlarını ve ilmi faaliyetlerini, tarihi perspektifi esas alarak inceleyen eserleri sayabiliriz. Teracim adı verilen ve mezhep imamları ve bilginlerinin hayatlarını tercüme-i hallerini içeren eserler de Tabakat eserleri ile hemen hemen aynı özellikleri taşır. Edebü’l-Kâdi Türü Hâkim kadı, mahkeme, davacı ve davalı taraflar, deliller, yargılama prosedürü ve adliye teşkilatıyla ilgili konuların ele alındığı özel bir türdür. Ahkâm Ayetleri ve Ahkâm Hadisleri Türü Fıkhın temel hüküm kaynakları, Kur’an-ı Kerim ve hadislerdir. Fürû fıkıhla ilgili hükümlere kaynaklık eden ayetlerin tefsirini konu alan branş ve bu alanda yazılan eserler Ahkamu’l-Kur’an adıyla bilinmektedir. ahkam hadislerinin derlendiği Sünen denilen literatür türü vardır. Mecelle-i Ahkam-ı Adliye ve Hukuki Aile Kararnamesi gibi eser olarak görülebilir. İSLAM HUKUKUNUN GENEL PRENSİPLERİ Beş küllî kâide şunlardır. 1. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir. 2. Şek ile yakin zail olmaz Meydana geldiği, var olduğu kesin olarak bilinen bir durumun, sonradan ortaya çıkan bir şüphe ve tereddüt sebebiyle ortadan kalktığına hükmedilmez . 3. Meşakkat teysiri celbeder. Zorluk ve zahmet kolaylaştırma sebebidir. 4. Âdet muhakkemdir. Yani fıkhi bir hükme varmak için, örf ve adet hakem kılınır. insanların yerleşiklik ve devamlılık kazanmış uygulamaları ve teamülleri demek olan âdet hukuki hükümlere kaynaklık eden bir delildir. 5. Zarar ve Mukabele Bi’z-Zarar Yoktur Bir kişinin başka bir kişiye zarar vermesi ya da kendisine verilen bir zarara aynı şekilde zararla karşılık vermesi yasaktır. Bir kişinin başka birinin hakkını çiğnemeye, onun malına, canına vb. zarar vermeye hakkı yoktur. MÜLKİYET VE AKİT TEORİSİ 8. ÜNİTE Mülkiyet Hakkı Pozitif Hukukun Eşya Hukukuyla İlgili Kavramları Haklar, konularına yani korudukları menfaatin maddi ya da manevi olmasına göre para ile ölçülebilen değerinin olup olmamasınamalvarlığı ve şahıs varlığı hakları olarak ikiye ayrılır. • Malvarlığı mamelek hakları para ile ölçülebilen malî bir değeri olan haklara denir. Aynî haklar bir kimseye bir mal eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Mutlak aynî hak Mülkiyet hakkı. Sınırlı aynî haklar Mülkiyetin dışındaki aynî haklardır. Alacak hakkı ise bir kimseye alacaklıya bir başkasından borçludan bir şeyi isteme yetkisi sağlayan haklara denir. • Şahıs Varlığı hakları ise, değeri para ile ölçülemeyen, İslam Hukukunda Aynî Haklar Milk ve Mülkiyet HakkıMülkiyet ise sahibine eşya üzerinde en geniş ve tam yetkiler veren aynî haktır. Mülkiyet hakkı hukukta rastlayabileceğimiz en geniş kapsamlı yetkidir. Özel Mülkiyetin Meşruiyeti ve Temellendirilmesi Kur’an’ı Kerim’de açıkça insanların mallara “mâlik” olduğu; özel mülkiyetin fıtri bir durum olduğu, Hz. Peygamber de başkasının malının haram olduğu ve ona el uzatılmaması gerektiği ilkesini sık sık vurgulamıştır. Mülkiyet Hakkının Konusu Mülkiyet hakkının konusu mal, yani bir nesnenin mal niteliği taşıması için iki temel özelliğe sahip olması gerektiği söyleyebiliriz 1. İnsanların bir ihtiyacını gidererek fayda temin etmesi örf unsuru. 2. Müstakil bir varlığı olması fiziki unsur. Hanefîlerde mal terimi ara bir kavram olup gerçek anlamda mallar mütekavvim mal terimiyle ifade eder. Mütekavvim mal, kullanılıp faydalanılması Müslümanlar açısından mubah olan maldır. Hanefîlerin eşya ile ilgili terimleri üç aşamalıdır. • Birinci aşama mal olmayan şeylerdir. Kan, leş, tek bir pirinç tanesi gibi. • İkinci aşama mal olup, mütekavvim olmayan nesnelerdir. Bunlar sadece üç tanedir Hamr şarap, domuz ve şer’î yollarla kesilmeden boğularak vb. ölen hayvanlar. Bu üç nesne de ehl-i kitap açısından teknik anlamda maldır. • Üçüncü aşama mütekavvim mallar olup, bu üç şeyin dışında, iktisadi değeri olan ve Müslümanlara mubah kılınmış nesnelerdir. Bir nesnenin mütekavvim mal olup olmasının en temel üç sonucu vardır 1. Aynî haklara konu olabilme, 2. Hukuki işlemlere konu olabilme, 3. Hukuki koruma altında olmadır. Malın Değişik Tür ve Tasnifleri 1. Ayn-Menfaat ve Ayn-Deyn Ayırımı Bir eşyanın somut varlığı ve zatı, ayn olarak nitelenirken, dış dünyada somut bir fert olarak belirlenmeyip cins olarak belirlenmiş borçlara deyn denmiştir. 2. Mislî Mal-Kıyemî Mal Ayırımı Miktarları tartı, hacim ölçüsü, uzunluk ölçüsü, ya da adet hesabıyla belirlenen mallar kural olarak misli maldır. 3. Menkul - Gayrımenkul Akar Ayırımı Özüne zarar vermeksizin bir yerden başka bir yere taşınabilen eşyalar menkul, taşınamayanlar ise gayrımenkuldür. 4. Sahipsiz mallar, özel mallar ve kamu malları. Mülkiyet Hakkının Çeşitleri 1. Tek şahıs mülkiyeti ve hisseli mülkiyet 2. Ferdi özel mülkiyet - kolektif mülkiyet Mülkiyetin Kazanılması Yaygın bir tasnife göre mülkiyet doğuran sebepler üçe ayrılır 1. Aslen kazanma, bir eşya üzerinde istilâ denilen sahipsiz mubah malın ele geçirilmesidir. 2. Mülkiyetin naklen kazanılması Satım akdi, hibe vb. hukuki işlemler yoluyla bir başkasına nakledilmesidir. 3. Halefiyet yerini alma miras ve vasiyet yoluyla diğer bir şahsa halef olması, yani onun yerine geçmesidir. Mülkiyetin Ortadan Kalkması Mülkiyet malikin imar ve ihya ederek sahip olduğu bir arazinin terki ile mülkiyet sona erer. Yine mülkiyete konu olan malın yok olması ya da tüketilmesi de hakkı sona erdiren bir sebeptir. Mülkiyet Hakkının Muhtevası, Korunması ve Sınırları • Asli sınırlamalar • İradi sınırlamalar • İstisnâî sınırlamalar Sınırlı Aynî Haklardan İrtifak Hakları İrtifak hakkı terimi, bir gayrimenkul akar üzerinde başkasına ait bir akar yararına kurulmuş olan ve hak sahibine sınırlı bir yararlanma sağlayan aynî hakları ifade eder. İrtifak haklarının temel türleri şunlardır 1. Kaynak su alma hakkı hakku’ş-şirb 2. Geçit hakkı hakku’l-murûr, hakku’l-memerr 3. İnşaat üst hakkı hakku’l-karâr, hakku’t-teallî 4. Mecrâ hakkı hakku’l-mecrâ hakku’l-mesîl 5. Kiriş koyma hakkı 6. Manzara irtifakı Akit Teorisi Akit sözleşme kural olarak bir borç ilişkisi ve alacak hakkı doğurduğu için borçlar hukukunun konusudur. Alacak hakkı, hak sahibi açısından bir alacak, bu alacağı yerine getirecek kişi açısından ise borç olarak ifade edilebilir. Borç İlişkisi Kavramı Borç ilişkisinden bahsetmek için üç unsurun bulunması gerekir 1. Alacaklı Edimde bulunulmasını isteme yetkisine sahip taraf. Hak sahibi. 2. Borçlu Edimde bulunmakla mükellef olan taraf. 3. Edim eda Alacaklının borçludan yerine getirmesini istemeye yetkili olduğu davranış. Borç ilişkisinde yerine getirilmesi gereken edim üç türlü olabilir. 1. Verme Satış sözleşmesinde satılan şeyi alıcıya teslim etme gibi. 2. Yapma Kira akdinde işçinin kararlaştırılan hizmeti görmesi gibi. 3. Yapmama Rekabet yasağı anlaşmasında borçlu tarafın rekabette bulunmaktan kaçınması gibi. Borcun Kaynaklarına Genel Bakış Temel olarak üç borç sebebinden bahsedilebilir. 1. Hukuki işlemler 2. Haksız fiil 3. Sebepsiz zenginleşmedir Borcun Hukuki İşlem Dışındaki Kaynakları • Haksız Fiiller Hukuka aykırı olarak bir kimsenin şahsına veya mal varlığına zarar veren fiildir. Bir kimsenin malını zorla elinden alma demek olan gasp ile başkasının malını hukuka aykırı olarak tahrip etme anlamına gelen itlaf iki önemli haksız fiil türüdür. • Sebepsiz Zenginleşme Haksız İktisap Bir kimsenin mal varlığının, haklı bir sebep bulunmaksızın; diğer bir kimsenin zararına olarak çoğalması veya azalmaması demektir. Hukuki Muamele Hukuki İşlem Kavramı • Tek taraflı hukukî işlemler, • Çift taraflı hukuki işlemler Akit Kavramı ve Akdin Kuruluşu Borç doğuran en önemli ve en yaygın hukuki işlem akittir. İslam hukuku kitaplarında özellikle mâlî muâmelât alanındaki bölüm kitâb başlıklarının pek çoğu akitlerden oluşur Kitabu’lbuyû, Kitabu’l-vekâle gibi. Akdin Unsurları ve Şartları Unsur ya da fıkhın orijinal terimiyle rükün rükn, akdi meydana getiren, oluşturan parçalardır. Bunlar 1. Taraflar 2. İrade beyanı 3. Konu mahal ma’kud aleyh Akdin Kuruluş Şartları İslam hukukçuları bu şartlara rüknün şartları ya da “in’ikat şartları” derler. Rüknün sahih bir şekilde var olmasını sağlayan genel şartlar şunlardır A. Akdin taraflarıyla ilgili şartlar 1. Tarafların akit yapma ehliyetine sahip olmaları Hanefî mezhebinde genel olarak akdin kurulması için tarafların akıl ve temyiz kudretine sahip olmaları yeterli görülmektedir. 2. İki tarafı da tek kişinin temsil etmemesidir. B. Akdin konusuyla ilgili şartlar Akit konusu ile ilgili edimin fiilen ya da hukuken imkansız olmaması, ayrıca akit anında mevcut olması, tesliminin mümkün olması, mütekavvim bir mal olması ve müşterinin onu bilmesi C. İrade beyanlarıyla ilgili şartlar İrade beyanı akdin özünü oluşturduğu için detaylı hükümler içerir. 1. İcab ile kabulün karşılıklı ve birbirine uygun olması gerekir. 2. İcab ve kabulün aynı mecliste beyan edilmeleri gerekir. İrade Beyanı Hanefîlere göre, akdi meydana getiren iki irade açıklamasının ilkine icab; ikincisine kabul; icab yapana da mûcib denir. İslam hukukçularının göre mûcib, kabul meydana gelmeden önce icabından vazgeçebilir. İcap ve kabulün birbiriyle irtibatı ve akdin oluşması için şu detay şartlar gerekir A. Kabul, icap sakıt olmadan yapılmış olmalıdır. İcap şu hallerde sâkıt olur 1. İcabı yapanın icaptan dönmesiyle olur. İcaptan dönme, mûcibin icaptan döndüğünü söylemesiyle açık bir şekilde olabildiği gibi, akit meclisini terk etmesi ya da icabını değiştirmesiyle üstü kapalı olarak da olabilir. 2. Mucibin vefatı, 3. Mucibin ehliyetini yitirmesi, 4. Akdin konusunun helaki, 5. Akdin konusunun değişikliğe uğraması, 6. İcabın yöneldiği kişinin icabı reddetmesidir. B. Kabul; icaptan sonra rızanın ortadan kalktığına hükmettirecek ölçüde fasıla vermeksizin yapılmış olmalıdır. C. Kabul; icabın kendisine yönelttiği kişi tarafından yapılmalıdır. Akit Meclisi ve Meclis Muhayyerliği Aynı mecliste yapılmayan icap ve kabul birbirine bağlanmaz ve akit meydana gelmez. Hanefî ve Mâlikî mezhebi meclis muhayyerliğini kabul etmezler. İcap ve Kabulün Şekilleri • Sözlü ifade En yaygın ve doğal irade beyanı sözlü ifade ile olur. • İşaret Sözlü ifadenin dışında taraflar bazı işaretlerle anlaşarak da akit kurabilirler. • Teâtî Fiilî mübadele. Çoğunluğa göre sözlü irade beyanı olmaksızın bir şeyi alıp verme gibi, fiili mübadele ile de akit meydana gelir. İmam Şafiî’nin meşhur olan görüşüne göre teâtî ile akit meydana gelmez. Akdin Kuruluş ve Sıhhatinde Rızaîlik Prensibinin İstisnaları Değişik mülahazalarla sayılı bazı akitlerde tarafların karşılıklı rızası yeterli olmayıp bazı ilave şartlar gereklidir. Evlenme akdinde şahitlerin şart koşulması böyledir. Akitlerin Hukuki Sonuçları İslam hukukçuları akdin hukuki sonuçlarını iki ana kısma ayırır. Akdin hükmü, Akdin hukuku yani haklarıdır. Hükme bağlı ikincil derecedeki hak ve sorumluluklara akdin hukuku denir. Akit Türleri Akitleri başlıca şu açılardan gruplandırabiliriz 1. Gayesi ya da doğurduğu sonuç bakımından akitler A. Temlik akitleri Satım ve kira gibi mal ve menfaatin el değiştirmesini, bir aynî hakkın karşı tarafa devredilmesi sonucunu doğuran akitlerdir. Bunlar a. İvazlı akitler Her iki tarafın da bir bedel verdiği akittir. b. Teberru akitleri ıvazsız akitler Akit konusunun bir karşılığı ve ivazının olmadığı sadece bir tarafın aynî hakkını devrettiği akitlerdir. c. Başta teberru sonunda ivazlı olan akitler. B. Teminat akitleri Bir borcu teminat altına almaya yarayan akitlerdir. Rehin akdi aynî teminat akdi, kefalet ise şahsi teminat akdi olarak temel teminat akitlerini oluşturur. C. Koruma hıfz amaçlı akitler Bir malın koruma altına alınmasına yönelik olan akitler. Vedia gibi. D. Temsil akdi Vekalette olduğu gibi bir hukuki tasarrufta ya da mahkemede bir kimseyi temsil etme amacıyla yapılan akitlerdir. E. Ortaklık akdi Ortaklık amacıyla yapılan akitlerdir. Mudârebe, muzâraa akdi gibi. 2. Aynî olup olmaması bakımından akitlerAynî olan ve aynî olmayan normal akitler şeklinde ikiye ayrılır. 3. Meşru olup olmamasına göre akitler Meşru olup olmamasına göre akitler Sahih Sahih akitler fıkhi sonuçlarını doğurması için uygun bir sebeb olan akittir Sahih olmayan akitler Bunlar ikiye ayrılır Batıl Bâtıl akit hüküm doğurmazken Fasit fasit akit doğurabilir. 4. Kurulduğu andan itibaren sonuç doğurması işlerlik bakımından akitler **Nafiz ve **mevkuf olarak ikiye ayrılır. 5. Bağlayıcılık bakımından akitler Bazı akitler yapıldığı andan itibaren akdi yapan her iki tarafı da bağlayan lâzım akitlerdir, Bazı akitler taraflardan sadece birini bağlar, diğeri içinse akit bağlayıcı değildir. Bazı akitler ise iki taraf açısından da bağlayıcı değildir. Akdin Ortadan Kalkması Borç, tarafların borç konusu olan edimi yerine getirmesi yani ifa etmesi ile sona erer. Ancak akitler henüz ifa edilmeden de geriye dönük olarak bozulup hükümsüz hale getirilebilir. Birincisi fesih Fesih taraflardan birinin irade beyanıyla akdi ortadan kaldırmasıdır ikincisi ise infisahtır İnfisah ise, akdin işlerliğinin imkansız hale gelmesi sebebiyle kendiliğinden ortadan kalkması demektir. Batıl akit zaten kurulmamış olduğu için onun sonlandırılması söz konusu değildir. Fasit bir akit ise sahih hale getirilmezse her iki tarafça veya mahkemece re’sen feshedilebilir. AİLE HUKUKU 9. ÜNİTE EVLENMENİN UNSUR VE ŞARTLARI Nişanın Bozulması İle İlgili Hükümler 1. Nişanlanmada mehir belirlenmiş ve kıza verilmişse aynen iade edilir, değilse bedeli ödenir 2. Nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine verdiği hediyelerde hediye hükümleri geçerlidir. 3. Nişanın bozan taraf maddî ya da manevî zararın tazminle yükümlü tutulmuştur. Evlenme Akdinin Unsurları taraflar, evlenecek kadın ve erkektir. İrâde beyanı, evlenecek tarafların, akde razı olduklarını ifade eden sözleridir îcâb ve kabûl Nikah akdinin konusu ise tarafların birbirinden cinsel yönden yararlanma imkanıdır. Evlenme Akdinin Şartları Bunlar inikad, sıhhat, nefaz ve lüzum şartlarıdır. İnikad Şartları İnikad şartları, kuruluş şartları olup bunlar akde, hukuken varlık kazandırır. Bu şartlardan birinin yokluğu durumunda akit bâtıl olur. 1. Ehliyet 2. Meclis Birliği Tarafların rızalarını gösteren îcâb ve kabûlün birbirine, araya herhangi bir işin veya îcabdan dönme anlamına gelebilecek bir davranışın girmediği aynı toplantıda bağlanması gerekir. 3. Îcâb ve Kabûlün Birbirine Uygun Olması Akdin kurulabilmesi için îcâb ve kabûlün her yönden birbirine uygun olması gerekir. 4. Evliliğin Talîkî Bir Şarta BağlanmamasI Akit sırasında ileri sürülen şartlar iki gruptur. Talîkî şartlar, takyîdî şartlar. 5. Süreklilik Evlilik akdinin, süre belli olsun veya olmasın, geçici bir süre için yapılmaması şarttır. Geçici bir süre için yapılan müta nikahı, dört mezhebin hukukçularının da içinde bulunduğu İslam hukukçularının geneline göre bâtıldır. 6. Evlenme Engelinin Bulunmaması Evlenecek erkek ile kadın arasında şerî açıdan evlenmelerine engel bir durumun engelleri ikiye ayrılır A Sürekli evlenme engelleri, taraflar arasında evliliği ebedî olarak engelleyen türe ayrılır. 1. Kan bağı sebebiyle haram olanlar, 1 Erkeğin usûlü Annesi ve yukarı doğru nineleri. 2 Erkeğin fürûu Kızları ve aşağı doğru oğlunun kızları, kızının kızları. 3 Erkeğin anne ve babasının fürûu Kızkardeşleri, aşağı doğru kızkardeşlerinin kızları, erkek kardeşlerinin kızları. 4 Erkeğin dede ve ninelerinin çocukları Halaları ve teyzeleri. 2. Sıhriyet sebebiyle haram olanlar, evlilik sebebiyle haram olanlar olup bunlar da dört gruptur 1 Usûlün eşleri Bundan maksat, erkeğin annesinin dışında babasının diğer eşleridir. 2 Fürûun eşleri Aşağı doğru oğlunun, torununun eşleri. 3 Hanımının usûlü Kayınvalide ve kayınvalidesinin her iki taraftan usûlü. 4 Hanımının fürûu Üvey kızları ve bunların kızları. 3. Süt emme sebebiyle haramlık ise çocukla öz annesi dışında onu emziren kadın ve bu kadının akrabaları arasında meydana gelen haramlıktır. B Geçici evlenme engelleri, ortadan kalkması her zaman mümkün olan evlenme engelleridir. Başlıca geçici evlenme engelleri şunlardır 1. Din farkı Müslüman bir erkek veya kadının müşrik biri ile evlenmesi yasaktır. 2. İki akraba ile birden evlenme Birisi erkek farzedildiğinde diğeri ona haram olan iki kadını bir nikah altında birleştirmek yasaktır. 3. Beşinci kadın İslam’da adaleti gözetmek şartıyla bir erkek en fazla dört kadınla evlenebilir. 4. Başkasının eşi olma Evli olan veya iddet bekleyen bir kadın ile evlenmek yasaktır. 5. Üç kere boşama Bir erkek, üç kere boşadığı kadın ile bu kadın başka bir erkek ile evlenip ondan meşru bir şekilde ayrılmadığı sürece yeniden evlenemez. Sıhhat Şartları 1. Şahitlerin Bulunması Sıhhat şartlarının en önemlisi, evlilik akdinin yapıldığı esnada iki şahidin bulunmasıdır. 2. İkrâhın Olmaması Hanefîler, ikrâhın olmamasını bir sıhhat şartı saymazlar 3. Evlilikte İleri Sürülen Takyîdî Şartlar Takyîdî şartlar, akdin kurulmasından sonrası ile ilgili şartlar olup “şöyle şöyle olmak üzere” şeklinde ileri sürülen şartlardır. Hanbelîler ise bu tür şartlara uyulmadığı takdirde kadının akdi feshettirme hakkı olduğunu kabul ve inikad şartları tamam olmakla birlikte sıhhat şartlarından biri eksik olan evliliğe, fâsit evlilik denir. Örneğin şahitsiz evlilik böyledir. Fâsit bir evlilik, zifaf birleşme olmamışsa hiçbir sonuç doğurmaz. Zifaf olmuş ise şu sonuçlar doğar 1 Evliliğin sonuçlarında geleceği üzere mehr-i misil ile mehr-i müsemmadan hangisi az ise kadın buna hak kazanır. 2 Böyle bir evlilikten doğan çocuğun nesebi sabit olur. 3 Hurmet-i musâhere sabit olur. 4 Kadının boşama iddeti beklemesi gerekir Şartları Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıması sebebiyle hukuken varlık kazanan bir evlilik akdi, bazen birtakım eksikliklerden dolayı yürürlüğe girmez, işlerlik kazanmaz. İşte nefaz şartları akdin yürürlüğe girmesi ve sonuçlarını doğurması için gerekli olan şartlardır. Nefaz şartlarını taşıyan akde nâfiz, bu şartlardan birini taşımayan akde mevkuf denir. Lüzum Bağlayıcılık Şartları Feshi mümkün olan birçok akitten farklı olarak evlilik akdi, lâzım bağlayıcı akitlerdendir. Evlilik akdinin geriye döndürülemeyecek şekilde olmasını gerektiren şartlara, lüzum bağlayıcılık şartları denir. Lüzûm şartlarını taşıyan evliliğe lâzım evlilik, bu şartlardan birini taşımayan evliliğe gayr-ı lâzım evlilik denir. Fesihten önce zifaf olmamışsa gayr-ı lâzım evlilik hiçbir sonuç doğurmaz. Zifaf olmuşsa feshedilinceye kadar sahih nikahın tüm sonuçlarını doğurur. Kefâet, evlenecek taraflar arasında dinî, iktisadî ve sosyal konum bakımından bir denkliğin varolması demektir. Hanefîlere göre denklik soyda, müslüman oluşda, dindarlıkta, hürriyette, servette ve sanatta olmak üzere altı noktada aranır. EVLENMENİN HUKUKÎ SONUÇLARI Mehir, erkeğin evlenirken kadına verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği malî değeri olan bir şeydir Eğer mehrin miktarı evlilik sırasında belirlenmiş ise buna mehr-i müsemmâ denir. Evlilik sırasında miktarı belirlenmemiş ise kadın, baba tarafındaki benzer durumda bulunan kadınların aldıkları mehre hak kazanır ki, buna mehr-i misil denir. Peşin verilen mehre mehr-i muaccel, sonra verilmek üzere kararlaştırılan mehre mehr-i müeccel denir. Nafaka Nafaka, başkasının yaşamasını sağlamak için kişinin yüklendiği masraflar anlamına gelir. Kadının nafakaya hak kazanabilmesi için şu şartlar gereklidir. 1. Evlilik akdinin sahih bir şekilde yapılmış olması gerekir. 2. Kadının evliliğe hazır bir fizikî olgunluğa sahip olması gerekir. 3. Kadın, kocasının istifade edeceği bir durum ve yerde olmalıdır. EVLİLİĞİN SONA ERMESİ Evliliğin sona ermesi konusunda geçmişten günümüze uygulanan üç sistem mevcuttur. Birincisi, mahkemeye başvurmaksızın tarafların iradeleri ile gerçekleşen serbest boşama sistemidir. İkincisi, Katolik kilisesinin kabul ettiği “ölüm hariç, evlilik hiçbir şekilde sona eremez” şeklinde ifade edilen adem-i zeval sistemidir. Üçüncüsü, günümüzde birçok ülkede kabul edilen belli sebeplere dayalı olarak mahkeme tarafından evliliği sona erdirme sistemidir. İslam hukukunda evliliğin sona ermesinin talak ve fesih olmak üzere temelde iki yolu vardır. Talak özellikle kocanın tek taraflı iradesiyle yaptığı boşamalar için kullanılmakla birlikte muhâlea ve tefrik de talak kapsamında değerlendirilir. Fesih, akit sırasında veya sonradan meydana gelen bir eksiklik veya bozukluk sebebiyle evliliğin sona erdirilmesidir. Fesih ile talak arasında mahiyet ve sonuçları bakımından bazı farklar vardır. Bunlar kısaca şöyledir 1. Fesih, evlilik birliğine derhal son verirken talakta bu gerçekleşen talakın türüne göre değişiklik gösterir. Bâin talak evliliği hemen sona erdirirse de ricî talakta iddet süresinin tamamlanmasıyla sona erer. Bu süre dolmadan kocanın talaktan vazgeçme hakkı vardır. 2. Fesih, talak sayılmadığı için kocanın sahip olduğu üç talak hakkını eksiltmez. 3. Zifaftan önce fesih yoluyla ayrılmalarda mehir gerekmez, talak da ise belli durumlarda belirlenen mehrin yarısı ya da müta gerekir. 4. Talak, genel olarak hâkimin hükmüne bağlı değilken, fesih bu açıdan ikiye ayrılır. Örneğin denklik, mehrin eksikliği gibi durum- larda fesih, hâkimin hükmüne bağlıdır. Hâkim, feshedene kadar evlilik tüm sonuçlarını doğurur. İrtidat, hürmet-i musâhereyi doğu- ran münasebet, yakın akrabalık gibi durumlar ise hâkimin hükmüne ihtiyaç olmaksızın hemen evliliğin sona ermesini gerektirir. Talak, belli sözler ile evlilik bağını çözmek ve ortadan kaldırmaktır ve İslam hukukunda evlilik birliğini sona erdirmenin en yaygın yoludur. Talakın özellikleri şunlardır Talak, özellikle kocanın hakkıdır. Koca, bu hakkını kullanırken bir sebebe dayanmak zorunda değildir. Yine koca, bu hakkını kullanırken eşinin rızasını almak zorunda da değildir. Talakın geçerli olabilmesi için bir hâkim kararına ihtiyaç yoktur Talakta Kullanılan Sözler ve Talakın Sayısı Sarîh sözler, söylendiğinde kendisiyle boşamanın kastedildiğinin açıkça anlaşıldığı sözlerdir. Örneğin “Sen boşsun”, “Seni boşadım” gibi sözler açık sözlerdir. Kinayeli sözler ise hem boşama anlamına gelebilecek hem de başka bir anlama gelebilecek türden sözlerdir. Örneğin erkeğin, hanımına söylediği “Babanın evine git” sözü, boşama anlamına gelebileceği gibi gerçekten babasının evine gitmesini istemesi anlamına da gelebilir. Üçüncü boşamayla meydana gelen ayrılığa beynûnet-i kübrâ büyük ayrılık denir. Üçüncü talak olmayan bâin talak ile meydana gelen ayrılığa ise beynûnet-i suğra küçük ayrılık denir. Talakın Çeşitleri 1. Ricî talak, yeniden nikah ve mehire gerek olmaksızın kocaya, boşadığı eşine dönme imkanı veren talaktır. 2. Bâin talak, yeni bir akit ve yeni bir mehir ile evlenmedikçe kocaya, boşadığı eşine dönme imkanı vermeyen talaktır. Hz. Peygamberin bu tavsiyelerine uygun olarak yapılan boşamaya, sünnî talak denir. 3. Bidî talak, sünnete aykırı olan boşamadır. bu şekilde boşayan kişi, günahkar olur. Talakın Şartları . 1. Talakta Şahit Bulundurma İslam hukukçularının büyük çoğunluğuna göre boşamanın gerçekleşmesi için şahitler huzurunda olması şart değildir. Şiî hukukçular, şahitsiz yapılan boşamayı geçersiz saymışlardır. 2. Muhâlea Hul’ aralarında anlaştıkları bir bedel karşılığında kadının, kocayı, kendisini boşamaya razı etmesidir. 3. Tefrik Kazâî BoşamaKadının, istemediği bir evlilikten kurtulmasının diğer bir yolu da belli sebeplerin bulunması halinde hâkime başvurmak suretiyle ayrılmayı istemesidir. Bu talep üzerine hâkimin ayrılığa hükmetmesine tefrik denir. belli başlı tefrik sebepleri şunlardır aHastalık ve Kusur Sebebiyle Tefrik b Kocanın Kaybolması Sebebiyle Tefrik c Nafakayı Temin Etmemek Sebebiyle Tefrik d Fena Muamele ve Geçimsizlik Sebebiyle Tefrik e Îlâ Sebebiyle Tefrik fLiân Sebebiyle Tefrik EVLİLİĞİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARI İddet talak, fesih ve ölüm gibi bir sebeple evliliği sona eren kadının, başkası ile evlenebilecek hale gelmesi için beklemesi gereken süredir. İddet, kadının hamile olup olmadığının tespiti, vefat eden kocanın hatırasına saygı gösterilmesi, ricî talakta kocaya eşine geri dönme fırsatının tanınması gibi maksatlara yönelik olarak emredilmiştir. Kadının durumuna göre iddette değişik süreler tespit edilmiştir. 1. Hayız veya temizlik süresi ile iddet iddet süresi üç kur’dur. Hanefîlere ve Hanbelîlere göre üç kur’dan kasıt üç hayızdır. Mâlikîlere ve Şâfiîlere göre ise üç temizlik süresidir. 2. Doğuma bağlı iddet hamile ise doğumla birlikte kadının iddeti sona erer. 3. Zamana bağlı iddet Kocaları vefat eden ve hamile de olmayan kadınların iddeti 4 ay 10 gündür. Küçük olduğu için henüz hayız görmeyen veya yaşlılık menopoz yüzünden hayızdan kesilmiş olan kadınların iddeti 3 aydır. İddet Nafakası Hanefîlere göre ricî talak ve bâin talak ve bazı istisnalarla birlikte fesihten dolayı iddet bekleyen kadının yiyecek, giyecek ve mesken gibi ihtiyaçları kocasına aittir. Mâlikîlere ve Şâfiîlere göre ricî talakta ve kadının hamile olduğu bâin talak iddetinde kadının nafakası boşayan kocaya aittir. Fakat bâin talak iddetinde hamile değilse kadın sadece meskene hak kazanır. Miras İslam hukukunda mirasçılığın kan bağı ve evlilik bağı olmak temelde üzere iki sebebi vardır. Nesep Çocuğun anne-babasıyla olan kan bağını ifade eder. Çocuğun babası ile nesep bağının tespiti için üç yol vardır ve sonuçları açısından aralarında bir fark yoktur. **Birincisi, sahih evlilikte nesebin sabit olmasıdır. **İkincisi, fasit evlilikte ve evlilik şüphesi ile birleşmede nesebin sabit olmasıdır. **Üçüncüsü, ikrar ile nesebin sabit olmasıdır. Çocuğun Emzirilmesi İslam hukukçularının çoğunluğu annenin, çocuğunu emzirmeye hem dinen hem de hukuken mecbur olduğu görüşündedir. Emzirme süresi, İslam hukukçularının çoğunluğuna göre iki yıldır. Çocuğun Bakım ve Terbiyesi Çocuk, belli yaşa kadar bakım ve terbiyesi için öncelikle anneye verilir. Çocuğun bakım ve terbiyesini üstlenen kişinin hür, akıllı, bülûğa ermiş, çocuk bakabilecek ve çocuğun hayatını, sağlığını ve ahlakını koruyacak biri olması gerekir. CEZA HUKUKU 10. ÜNİTE SUÇ Suç Kavramı ve Tanımı Suç, Allah’ın emrettiği davranışları yerine getirmemek ya da yasakladığı davranışları yapmak biçiminde tanımlandığında dinî, ahlâkî ve hukukî kurallara dönük her türlü ihlâli içine alan bir kavramı göstermektedir. Suç, geniş anlamda kullanıldığında zenb, ism, hatîe, ma’siyet, isyan, cerîme gibi kelimelerle ifade edilen günah kavramına denk düşmektedir. Suçların Kısımları had suçları terimi dar anlamında zina, zina iftirası kazf, içki içme şürb-sükr, hırsızlık sirkat, yol kesme hırâbe/kat’-i tarîk, isyan bağy ve dinden dönme irtidâd suçlarını ifade etmektedir. Kısâs suçları cinâyât/cerâimu’l-kısâs denildiğinde, Cana ve vücut bütünlüğüne yönelik suçlar, adam öldürme suçu ile darp, yaralama gibi müessir fiilleri kapsamaktadır. Ta’zîr suçları cerâimu’t-ta’zîr ise, cezalarını belirlemede yetkili organ, pozitif düzeyde yasama yetkisini elinde tutan devlet başkanıdır. Allah Haklarına ve Kul Haklarına Yönelik Suçlar 1. Sırf Allah hakkını ihlâl eden suçlar Zina ve içki içme suçları örnek verilebilir. 2. Allah ve kul hakkı ortak olup, Allah hakkının daha ağırlıklı olarak ihlâl edildiği suçlar Zina iftirası kazf ve hırsızlık 3. Allah ve kul hakkı ortak olup, kul hakkının daha ağırlıklı olarak ihlâl edildiği suçlar Bunlar kısâs suçlarını 4. Sırf kul haklarını ihlâl eden suçlar Suçların Özellikleri 1. Hâkimin takdir yetkisinin bulunup bulunmaması 4. Şikâyete bağlı olup olmama 2. Affın mümkün olup olmaması 5. Hafifletici sebeplerin dikkate alınıp alınmaması 3. Zamanaşımının etkili olup olmaması 6. Suçun isbatında şüphenin etkili olup olmaması Suçun Unsurları Kanunî Unsur Kanunî unsur, bir davranışın fiil kanunda suç olarak tanımlanmış olması demektir. Kanunî unsur, kanunsuz suç olmaz ilkesine kanunîlik ilkesi de denilmektedir. Had ve kısâs suçları kanunîlik ilkesine tam olarak uygun. Ta’zîr suçları ise kanunîlik ilkesine tam anlamıyla uygun değildir. Hanefî hukukçular had ve kısâs suçları ile keffâretlerde kıyas yapılamayacağını ileri sürmektedirler. Ceza Hukuku Kurallarının Kişiler Bakımından Uygulanması İslam ceza hukukunda hanefîlere göre irtidâd suçundan ötürü, kadınlara ölüm cezası verilmez. İslam ceza hukukunda gayr-i müslim vatandaşlara da ceza hukuku kuralları ilke olarak aynı şekilde uygulanır. İslam ceza hukukunda had suçlarını işleyen kölelere aynı suçu işleyen hürlere verilen cezanın yarısı uygulanır. Maddî Unsur Suçun maddî unsuru ile, suç olarak nitelenmeye elverişli bir davranışın fiil bulunması kastedilmektedir. İlliyet bağı ise, hareket ve netice arasındaki sebep- sonuç ilişkisi, yani hareketin neticeyi doğurucu niteliğidir. İlliyet bağı, cezaî sorumluluğun temel koşuludur. Teşebbüs, kişinin işlemeyi kastettiği suça başlayıp, elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması demektir. Hukuka Aykırılık Bir davranışı suç olmaktan çıkartan, hukuk düzenince tanımlanmış sebepler bulunabilir. Bunlara hukuka uygunluk sebepleri denilmektedir. İslam ceza hukukunda hukuka uygunluk sebeplerini şu şekilde açıklayabiliriz Hakkın Kullanılması Mesela İslam hukukuna göre anne ve babanın çocuğunu te’dip hakkı vardır. Görevin Yerine Getirilmesi Mesela bir hekimin hastanın vücuduna tıbbî müdahelesi, Meşru MüdafaaHaksız bir saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla saldırgana karşı gerçekleştirdiği savunmadır. Zorunluluk Hali Mesela susuzluktan ölme tehlikesi içinde bulunan kimsenin içki içmesi bir suç değildir. Manevî Unsur Fâilin kusurlu sayılabilmesi için, kusur yeteneğine isnad yeteneği/cezaî ehliyet sahip olması, bu yeteneği ortadan kaldıran veya azaltan bir halin bulunmaması yanında, hukuka aykırı davranışı kendi iradesiyle yapmış olması gerekmektedir. Kusur Yeteneği İslam ceza hukukuna göre kusur yeteneğinin bir kişide bulunması, onun temyiz kudretine ayırt etme gücü sahip ve ergenlik çağına ulaşmış âkil ve bâliğ olmasına bağlıdır. İslam ceza hukukunda ergenlik bulûğ çağı, İslam ceza hukukunda akıl hastalığı cünûn, Sarhoşluğun kusur yeteneğine etkisi. İkrah zor altında Kusur kişinin iradesinin suç teşkil eden davranışa yönelmesi demektir. Kusur, İslam ceza hukukunda önce kasıt ve hata olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. ***Kasıt, fâilin suçu bilerek ve isteyerek işlemesidir. ***Hata fiilde ya da kasıtta açığa çıkabilir. Fiilde hataya, av hayvanına ateş eden kimsenin bir insanı vurması; Kasıtta hataya ise, askerin düşman askeri zannederek arkadaşını vurması örnek verilebilir. CEZACeza Kavramı ve TanımıKelime olarak ceza, karşılık anlamına gelmektedir. Ceza İlkeleri Kanunîlik İlkesi Ceza hukuku kurallarınca düzenlenmeyen hiçbir cezanın verilemeyeceği anlamındadır. Şahsîlik İlkesiŞahsîlik kişisellik ilkesi, cezanın ancak suçu işleyen kimseye verilebileceği ilkesidir. Genellik İlkesi Cezaların tüm kişilere aynı şekilde uygulanması ceza hukukunda gayr-i müslimlere ve kölelere bir kısım cezalar, farklı uygulanabilmektedir. Cezaların Tasnifi 1. Aralarındaki İlişkiye Göre Cezalar Aslî cezalar, suç için asıl olarak kararlaştırılan kısâs, el kesme ve recm gibi cezalardır. Bedelî cezalar, aslî cezaların hukukî bir sebeple uygulanamadığı durumlarda onların yerine geçer Tâbi cezalar, Suçlunun doğrudan katlandığı ve hükmedilmesine gerek olmaksızın kesinleşen cezalardır. Tamamlayıcı cezalar aslî cezanın yargı kararıyla kesinleşmesinden sonra ona dayalı olarak verilen ve hâkim tarafından ayrıca hükmedilmesi gereken cezalardır. 2. Uygulanma Biçimine Göre Cezalar Bedenî cezalara ölüm, el kesme ve sopa cezaları örnek verilebilir. Ruhî cezalar kınama, teşhir etme, öğüt verme gibi suçluya psikolojik olarak acı veren cezalardır. Hürriyeti bağlayıcı cezalarla hapis cezaları kastedilmektedir. Mâlî cezaların para ve müsadere biçiminde iki türde uygulandığı görülmektedir. Diyet bir tazminat olarak, Müsadere niteliğindeki mâlî cezalar. Cezaları Düşüren Sebepler İslam ceza hukukunda cezalar çeşitli sebeplere bağlı olarak rızası, 2. Suçlunun ölümü, 3. Suçlunun tevbesi, 4. Sulh, 5. Af 6. Zamanaşımı SUÇLAR VE CEZALARI Had Suçları ve CezalarıHad suçları ve cezaları tabiri dar anlamında zina, zina iftirası kazf, içki içme şürb-sükr, hırsızlık sirkat, yol kesme hırâbe/kat’-i tarîk, isyan bağy ve dinden dönme irtidâd suç ve cezalarını ifade etmektedir. Doktrinde içki içme, dinden dönme ve isyan suçlarından birini, ikisini ya da her üçünü de had suçları kapsamında saymayan görüşler bulunmaktadır. Zina Suçu ve Cezası Evli kimselerin işledikleri zina suçunun cezası recm, yani taşlanarak öldürülmedir. Bekâr kimselerin zina suçunu işlemeleri halinde ise onlara yüz celde sopa vurulur. Hanefîler dışındaki çoğunluğa göre zina suçunu işleyen bekâr kimseye ayrıca bir yıl sürgün cezası verilir. Zina İftirası Kazf Suçu ve Cezası Zina iftirası suçunu işleyen kimseye ceza olarak seksen celde sopa vurulması öngörülmüştür. Ayrıca zina iftirası suçunu işleyen kimsenin, çoğunluğa göre tevbe edinceye kadar, Hanefîlere göre ise tevbe etse bile ebedî olarak şâhitliği kabul edilmez. İçki İçme şürb-sükr Suçu ve Cezası İçki içme suçunun cezasını kırk celde kabul edenler Şâfiî hukukçular Hz. Peygamber’den gelen rivayetlere, seksen celde kabul edenler Hanefî, Mâlîkî ve Hanbelî hukukçular de Hz. Ömer zamanında gerçekleşen sahâbe icmâına dayanmaktadır. Hırsızlık Sirkat Suçu ve Cezası Hırsızlık suçunun cezası, sağ elin bilekten kesilmesi biçimindedir Mâide 5/38. Yol Kesme Hırâbe/Kat’-i Tarîk Suçu ve Cezası Kur’ân-ı Kerîm’de yol kesme suçu için ölüm, asılma salb, el ve ayağın çaprazlama kesilmesi ve sürgün cezaları öngörülmüştür. Hâkim, suçun ağırlığına göre belirlenmiş cezayı vermek zorundadır. Şöyle ki, yol kesme suçu işlenirken adam öldürülürse ölüm, öldürme yanında öldürülenin malı da alınırsa asılma cezası verilir. Yalnızca mal alınırsa sağ el ile sol ayak bilekten çaprazlama kesilir. Sırf yol kesilip insanların korkutulması halinde ise sürgün cezası uygulanır. Yol kesme suçunu işleyenler yakalanmadan önce tevbe ederlerse, söz konusu cezalar düşer Mâide 5/34. İsyan Bağy Suçu ve Cezası İsyan bastırıldıktan sonra hukukçuların çoğunluğuna göre devlet başkanı suçluları ölüm cezası dışında bir ta’zîr cezası ile cezalandırabilir. Dinden Dönme İrtidâd Suçu ve Cezası Dinden dönme suçunu işleyen erkeklerin öldürüleceğini, kadınların ise tevbe edip dine dönünceye kadar hapsedileceğini benimsemişlerdir. Kısâs Suçları ve Cezaları Adam Öldürme Hanefî hukukçular adam öldürme suçunu, kasıt amd, kasıt benzeri şibh-i amd, hata, hata benzeri mâ cerâ mecrâ’l-hata’ ve sebebiyet verme tesebbüb yoluyla adam öldürme biçiminde beş kısma ayırarak incelemişlerdir. Kasıtla adam öldürme amden katl suçunun cezası kısâstır. Hanefîlere göre kâtil ve öldürülen kimse arasında müslüman- zimmî, kadın-erkek ya da hür-köle ayırımı kısâs uygulaması bakımından bir farklılık oluşturmaz. Kasıtla adam öldürme dışında kalan adam öldürme suçlarının hiçbirinde kısâs cezası uygulanmaz. Bu suçlarda aslî yaptırım diyettir. Diyet, ceza değil, öldürülen kimsenin yakınlarına ödendiği için tazminat niteliğindedir. Kâtilin kasten adam öldürme dışında kalan adam öldürme suçlarında dinî bir ceza olarak keffâret ödemesi de gerekmektedir. Keffâret, mü’min bir köle azat etmek ya da imkân bulunmuyorsa iki ay oruç tutmaktır. Müessir Fiiller Müessir fiiller tabiriyle, vücut bütünlüğüne yönelik ölüme yol açmayan vurmak, yaralamak, kırmak, kesmek gibi acı veren her türlü fiil kastedilmektedir. Kasten yapılan müessir fiillerin cezası da kısâstır. Hatâen işlenen müessir fiillerde ise, Hatâen işlenen müessir fiillerin yaptırımı da diyettir. Ta’zîr Suçları ve Cezaları Kitâb ve Sünnet’te suç olarak düzenlenmiş, fakat cezaî yaptırım öngörülmemiş davranışlar yer almaktadır. Yetkili organ, İslam hukukuna göre devlet başkanıdır. Devlet başkanı yetkisini, hâkimler aracılığı ile de kullanabilir. Ta’zîr suçları, hem Allah haklarını hem de kul haklarını ihlâl edici davranışlar biçiminde açığa çıkabilir. Ta’zîr cezaları, ölüm, celde sopa, hapis, sürgün, kınama, tehdit, azarlama, nasihat ve teşhir gibi çok çeşitli biçimlerde olabilir. Şu kadar ki, bazı İslam hukukçuları hiçbir ta’zîr suçu karşılığında ölüm cezası verilemeyeceğini kabul etmektedirler.
Şikayet10 Çözüldü Berk'nin Teşekkür Mesajı09 Temmuz 2019 1346 “Teşekkürler” Berk Şikayetini Yayından Kaldırdı Haziran 2019 1828 Ekol Hukuk Bürosu Mesajla Taciz Yıldım mesajlarından da, yalan dolan suçlamalarından da. Ş** D** diye biri adına sürekli mesaj geliyor sürekli. Delireceğim. Hukukçu filan olduklarına da inanmıyorum. Taciz resmen bu, yanlış mesaj bir kez atılır da 1 sene olmaz. Ben engelliyorum numaraları onlar devam ediyor. Nereden buldularsa numa...Devamını oku Nisan 2019 1702 Ekol Hukuk Bürosu Hukuka Aykırı Davranışlar! Amcamın borcu bana defalarca mesaj atıyorsunuz. Amcamı arıyorum haberi bile yok ki benim hattım amcamın üstüne bile değil ne alaka? Yakınlarına değil direk kişiye gönderiniz. 2. babamın 20 TL'lik Telekom borcu için icra falan demişsiniz mesaj tabi bana geldi şaka gibisiniz. Gerçekten avukat mısınız ...Devamını oku Mart 2019 1308 Çözüldü Ekol Hukuk Bürosu TTNET Üzerinden Haksız Kazanç İddiası! Ekol Hukuk TTNET haksız kazanç arayışında etik dışı. Hukuk Bürosu Haksız Kazanç Elde Ediyor! Ekol Hukuk tarafından tarafıma dün mesaj yoluyla TTNET ic...Devamını oku Çözüldü Osman'ın Teşekkür Mesajı06 Şubat 2019 1222 “Tugce hanım durum bilgilendirmesi yaptı teşekkürler.” Osman Şikayetini Yayından Kaldırdı Şubat 2019 2001 Ekol Hukuk Bürosu Olmayan Borçla Taciz Ediyor! Ekol Hukuk Bürosu olmayan borç için taciz ediyor! Bugün Ekol hukuk bürosu adı altında bir mesaj aldım. Benim TTNET aboneliğimden dolayı borcum olduğunu ve icra takibi başlatıldığını bildiren bir mesaj geldi. 4 yıl önce TTNET aboneliğimi borcumu ödeyerek sonlandırdı. Şu anda hiçbir şekilde ne borc...Devamını oku 1 Destekçi Çözüldü Fatih'in Teşekkür Mesajı22 Aralık 2018 1639 “Ekol hukuk ile medeni şekilde konuşarak, problem halledildi teşekkürler” Fatih Şikayetini Yayından Kaldırdı Ekim 2018 1822 Ekol Hukuk Bürosu Bilgilendirme Mesajları! 0 212 465 ** ** tarafından esimin sürekli taciz mesajları alması üzerine kendilerine ulaştım. Anaparayı ödemek istediğimi belirttim fakat anapara 240 lira olan borç 3 senede 2780 liraya fırlamış. Telefonda görüştüğüm G**** A. bayan ilk önce 800 ödeyin kapatalım dedi. Bende tarafıma mesaj geldi ...Devamını oku Çözüldü Hüseyin'in Teşekkür Mesajı10 Ekim 2018 1354 “teşekkürler” Hüseyin Şikayetini Yayından Kaldırdı Çözüldü Gökhan'ın Teşekkür Mesajı09 Ekim 2018 2326 “Teşekkür ederim yardımlarınız için Medine hanım” Gökhan Şikayetini Yayından Kaldırdı
Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 3 Misafir 2 Mobil - 1 Masaüstü, 2 Mobil 5 sn 144Cevap 8Favori Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 4 yıl Cevaplayan Üyeler 42 Konu Sahibinin Yazdıkları 45 Ortalama Mesaj Aralığı 2 gün 18 saat 30 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 1 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 22 Favoriye Eklediklerim 8 Konuya En Çok Yazanlar muallimnaci 45 mesaj Disenchantment 19 mesaj Treopoles 16 mesaj Discount Specialist 5 mesaj Guest-3AD7BA460 4 mesaj Konuya Yazanların Platform Dağılımı Masaüstü 72 mesaj Mobil 65 mesaj Tablet 3 mesaj Mini 5 mesaj Uygulama 2 mesaj Konuya Özel quoteOrijinalden alıntı SerKrc Hocam merhaba. 1-Ankara Hukuk ve İstanbul Hukuk arasında Avukatlık eğitimi için hangisi daha kalitelidir?Şöyle sorayım diyelim ki ikisine de puanımız yetiyor, diyorlar ki Ankara devlete yetiştirir İstanbul de sonuçta devlete sınavla İstanbula giden bir insan kendini avukatlık açısından daha iyi İstanbul küresel ankara bölgesel bir istersen sonra girersin Kpss, avukatlık, hakim savcılık sınavlarına kazanırsan devlette yüzden İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi daha avantajlı değil mi? Istanbul hukuk hocam. Cevaplari da sorunun icinde yatiyor . Aldigimiz özel hukuk egitimiyle onlarinkini kiyaslamam bile. Keza ticaret hukuku kursumuzu bir arastir Turkiye"nin en iyisi hala eski hocalari aynen duruyor. Medeni kursumuz de eger gelirsen seneye dersleri cok kaliteli bir kursuden alacaksin. Okuldan ne almak istedigini bileceksin. Istanbul hukuk sana bircok imkan sunuyor kimi ogrenci butun kuluplerde aktif bir sekilde yer aliyor, yarismalara katiliyor, Turkiyenin en iyi burolarini geziyor Istanbulda olmanin avantajlarindan birisi. Kimi ogrenci okula bile ugramiyor tamamen kopuk, dersleri gecsem seklinde yasiyor. Yani nasil bir ogrenci olmak istedigin tamamen sana kalmis. Basarili bir avukat olmak icin istanbulda imkanlarin daha genis. Okulun ve sehrin sundugu imkanlar. Istersen hakim savci da olabilirsin cikinca hocam merhaba, ben normalde ikinci öğretim derslerine girmeyi planlıyorum çünkü bir yerde çalışıyorum. Ancak puanımın birinci öğretime yetme şansı var. Birinci öğretim yazıp ikinci öğretim gibi okumamda bir sıkıntı olur mu? yalnızca sınav dönemlerinde mi farklılık oluşur? onun dışında ders, pratik dersler yoklama vb konularda sıkıntı yaşar mıyım sizce? maddi olarak bir sıkıntım yok ancak puan tutarsa da boşuna para vermek de saçma olabilir gibi geldi. quoteOrijinalden alıntı businessdevelopment hocam merhaba, ben normalde ikinci öğretim derslerine girmeyi planlıyorum çünkü bir yerde çalışıyorum. Ancak puanımın birinci öğretime yetme şansı var. Birinci öğretim yazıp ikinci öğretim gibi okumamda bir sıkıntı olur mu? yalnızca sınav dönemlerinde mi farklılık oluşur? onun dışında ders, pratik dersler yoklama vb konularda sıkıntı yaşar mıyım sizce? maddi olarak bir sıkıntım yok ancak puan tutarsa da boşuna para vermek de saçma olabilir gibi geldi. Okulda 3 tane sinif var tekler ciftler ikinci ogretimler. Ikinci ogretimlerin bazi dersleri teklerin hocasi bazi dersleri ciftlerin hocasindan aliyor. Mesela siz teksiniz, medeni hukuku ikinci ogretimler ciftlerden aliyor o sirada diyelim mi aksam ciftlerin hocasinin dersine girme ihtimaliniz var. ama bir suru dersi tutturursunuz birkac derste boyle kucuk puruzler farkli subenin hocalari olur ama bunlar onemli yeter ki derse gelip dinleyin. Yoklama alinmiyot zaten istediginiz sinifta dersinizi dinlersiniz bir sorun olmaz. Ama su acidan bakabilirsiniz maddi olarak skintiniz yoksa ikinci ogretim yazarsaniz sizin yerinize baskasi muhtemelen 18 yasinda bir ogrenci birinci ogretime girecek ve para vermekten kurtulacak. Siz de baskasina bu sekilde yardim etmis olabilirsiniz hem de butun dersleri kendi hocanizdan dinlersiniz İşte onu diyorum bende ticaret e gidin aydın a gidin kadir has a gidin rezil etmeyin kendinizi diye 1 kampüs 1 kütüphane için kadir hasta ticarette okuyanlar avusturyaya hukuk yarışmalarına gidiyor bizimkiler kütüphane önünde sigara içiyor h8 in orada oturma yerlerini birleştirip yatıyor Her sene tercih döneminde herkesin okuduğu okul bölüm en iyisi ama oraya gidince acı gerçek ortaya çıkıyor quoteOrijinalden alıntı Discount Specialist İşte onu diyorum bende ticaret e gidin aydın a gidin kadir has a gidin rezil etmeyin kendinizi diye 1 kampüs 1 kütüphane için kadir hasta ticarette okuyanlar avusturyaya hukuk yarışmalarına gidiyor bizimkiler kütüphane önünde sigara içiyor h8 in orada oturma yerlerini birleştirip yatıyor Her sene tercih döneminde herkesin okuduğu okul bölüm en iyisi ama oraya gidince acı gerçek ortaya çıkıyor Hocam bizim okulda ilsada takilan galatasaray kabatas anadolu istanbul erkek liselerinden gelen tayfa catir catir dava yarismalarinda geziyor derece aliyor. Sen dersleri zar zor gecen kutuphane onunde sigara icen tayfadansan okulun elinde sihirli bir degnek yok okul ne yapsin sizin gibilere. Yapan yapiyor. Sen yapamiyorsun diye gelip burada bos yapma, Ben bir seyi basaramayinca sorunu kendimde ararim ve cozum uretirim. Etrafimi suclamam. Ha Ticaret hukukla Istanbul hukuku burada kiyaslamam bile. Sizin gibi ogrencileri nereye goturursen gotur kutuphane onunde sigara icer Neden anlamak istemiyorsun bilmiyorum ama bir tarafta bedava dizüstü bilgisayar+5 senelik burs+ingilizce hazırlık+aylık 400-800 tl burs varken neden iüde kendini rezil etsin? Umarım gece bu konuyu okumak zorunda kalmam quoteOrijinalden alıntı Discount Specialist Neden anlamak istemiyorsun bilmiyorum ama bir tarafta bedava dizüstü bilgisayar+5 senelik burs+ingilizce hazırlık+aylık 400-800 tl burs varken neden iüde kendini rezil etsin? aylik 400 tl bursu iuhf de veriyor. Bir dizustu bilgisayara ben istanbul hukuktan vazgecmem. Ingilizceyi de kendisi calisrak ogrensin ticaret uni aydin uni gibi dandik universiteler ne kadar ingilizce verecek? okuyacagin ogrenci profili 100 bininci ogrencilerden olusacak. Mezun olunca istanbul hukuklu olmanin verdigi prestijle ticaret hukukluyum demenin verdigi seyi de bir karsilastirmak gerek. Iuhf gibi tarihi gecmisi olan bir ekol. Bir yanda da o kiytirik uniler. Koc Bilkent Bilgi Ozyegin" e ben de tamam gitsin derim ama e5 yoluna kurulan ticarethaneleri burada ovmen komik kaciyor. Ac bir bak akademik kadrolarina 5 6 tane hocasi var kiminin. Bir de ac istanbul hukukun akademik kadrosuna saibe hocasindan tufan hocasina ates ediyor bir suru hocasi Bu hocalardan ders almak varken bir dizustu bilgisayara baska okula giden de gitsin zaten bir cesit eleme olur quoteOrijinalden alıntı Grigori Rasputin Umarım gece bu konuyu okumak zorunda kalmam Insallah biz de okulumuzda senin gibileri istemiyoruz Ne bu atar önüne gelene ağla quoteOrijinalden alıntı Grigori Rasputin Ne bu atar önüne gelene ağla Istanbul hukukta özellikle ticaret , medeni ve borçlar kürsüsü galatasarayla yarışır seviyede şuan. Diğer alanlarda da ankara hukuktan geri kalır yani yok. İstanbul ve Ankara hukukun bana göre en kötü yani sınıfların çok kalabalık olması. 400 kişilik sınıfta ders dinlemek işkence gibi geliyor bana quoteOrijinalden alıntı hukuki05 Istanbul hukukta özellikle ticaret , medeni ve borçlar kürsüsü galatasarayla yarışır seviyede şuan. Diğer alanlarda da ankara hukuktan geri kalır yani yok. İstanbul ve Ankara hukukun bana göre en kötü yani sınıfların çok kalabalık olması. 400 kişilik sınıfta ders dinlemek işkence gibi geliyor bana Kesinlikle kamu hukuku alanindan baksak ceza hukuku, idare hukuku sinavimizin 3 saat surdugunu 7 8 carsaf kagit yazildigi gercegi. Genel kamu hukuku gibi derste bile okulun ne cektigini iuhf bilir. Is hukuku desen eski hocalar aynen duruyor. En basit olarak şunu yapın arkadaşlar. Buraları okuyun, 3 üde istanbulda üniversitelerin. Gidin gezmeye çalışın bakalım iüyü gezebiliyor musunuz diye o zaman acı gerçeği görün quoteOrijinalden alıntı Discount Specialist En basit olarak şunu yapın arkadaşlar. Buraları okuyun, 3 üde istanbulda üniversitelerin. Gidin gezmeye çalışın bakalım iüyü gezebiliyor musunuz diye o zaman acı gerçeği görün evet arkadaslar lutfen istanbul hukuka degil istanbul aydin universitesine gidin laptop veriyorlarmis. 10 tane hocayla 4 yil cok iyi bir hukuk egitimi alacaginiza eminim. Üniversiten sana kalsın ben Ankara'ya gidiyorum Tm3 6600 geldi okul birinciliğinden gelir mi? quoteOrijinalden alıntı Grigori Rasputin Üniversiten sana kalsın ben Ankara'ya gidiyorum hoscakaaaal quoteOrijinalden alıntı mahso Tm3 6600 geldi okul birinciliğinden gelir mi? bizim okul kontenjan filan dusurmediyse direk gelir Tm3 yer. 6600 geldi. Obk dan ankara gelme ihtimali var. Sizin nasıl hocan? Sayfaya Git Sayfa
ekol hukuk dan gelen mesaj